Buluşlara Osmanlı İlgisi

Osmanlı Devleti’nde daha kuruluş yıllarından itibaren ilme ve âlime büyük bir değer verilmiştir. Bu durum Osmanlı Devleti’nin gerileme ve çöküş devrinde de devam etmiştir. Sultan 2. Abdülhamid, bir yandan zor günler yaşayan Devamını Oku »

Abdülhamid’in Dersaadeti Belgeseli

Samanyolu TV tarafından yaptırılan, Abdülhamid Han dönemini dört başlıkta inceleyen Abdülhamid Han belgeseli sitemizde. Belgeselin ilk bölümü Abdülhamid Han’ın ilk icraatlarını, ikinci bölümü getirdiği yenilikleri, üçüncü bölümü Abdülhamid Han’ın politikalarını, dördüncü ve Devamını Oku »

Sultan Abdülhamid Tahtını Nasıl Kaybetti?

Heyet, Sultan 2. Abdülhamid Hana tahttan indirildiğini tebliğ ederken… İsyanı bastırmak üzere İstanbul’a gelen Hareket Ordusu Yıldız Sarayı’nı sarıp ablukaya alarak açlığa mahkûm ederken; bir yandan da Mecliste padişahın tahttan indirilmesi müzâkere Devamını Oku »

Vahidüddin Han Hz’in mezarı ziyarete kapatıldı!…

Vahdettin’in mezarı ziyarete kapatıldı!

Yaşadığı İtalya’nın San Remo kentinde öldükten sonra Suriye’nin başkenti Şam’daki Süleymaniye Külliyesi’nin bahçesinde defnedilen son Osmanlı padişahı Vahdettin Han’ın mezarı, ziyarete kapatıldı.

Vahdettin Han, milli mücadelenin son dönemlerinde 1 Kasım 1922’de saltanatın kaldırılmasına ilişkin kanunun çıkarılmasından 16 gün sonra, 17 Kasımda, bir İngiliz gemisiyle İstanbul’dan ayrıldı.

Ömrünün son yıllarını geçirdiği İtalya’nın San Remo kentinde 16 Mayıs 1926’da vefat eden Vahdettin Han’ın cenazesi, damadı Ömer Faruk Efendi’nin nezaretinde Beyrut’a, oradan Şam’a nakledildi.

Vahdettin Han, kardeşi 2. Sultan Abdülhamid’in kızı Ayşe Sultan’ın ilk eşi, Suriye’nin o dönemdeki Cumhurbaşkanı Ahmed Nami Bey’in de katıldığı, Suriye hükümetinin düzenlediği resmi törenle Şam’daki Süleymaniye Külliyesi’ndeki caminin bahçesinde defnedildi.

AA muhabirinin aldığı bilgiye göre, Vahdettin’den sonra, Avrupa’nın çeşitli şehirlerinde yaşayan Osmanlı ailesinin bazı fertleri de Vahdettin’in mezarının hemen yanında toprağa verildi.

Suriye’nin başkenti Şam’da Mimar Sinan’ın ”kalfalık dönemi eserim” dediği Süleymaniye Külliyesi’ndeki caminin yanındaki bahçede Osmanlı ailesinden Seniha ve Hatice Sultan’ın mezarlarının bulunduğu da biliniyor.

Suriye’ye tur düzenleyen şirketlerin rehberleri, asma kilitle açılıp kapanan demir kapının arkasında adeta gizlenen bir bahçedeki mezarların yalnızca Türkiye’den gelen turistler için ziyarete açıldığını belirtmelerine rağmen, son dönemlerde mezarların ziyaretine izin verilmiyor.

Süleymaniye Külliyesi’nin yakınındaki turizm ofisine başvuran Türk turistler Vahdettin’in mezarını ziyaret etmek istediklerinde görevliler, mezarlığın ziyarete kapalı olduğunu söylüyor.

Mezarlığın kendileri için ziyarete açıldığını bildiklerini belirten Türklere görevliler bu kez ”Mezarlıkta restorasyon çalışması yapılacak” gerekçesini öne sürerek, külliyenin arkasındaki bir pencereden mezarlığı görebileceklerini ifade ediyor.

Bu arada, mezarlıkta, Osmanlı ailesinin iki ferdi için daha iki mezar yeri bekletiliyor…

Destimal-i Şerif Mendili WhatsApp İrtibat: 0532 395 06 73

destdestimal-i-serif destimal-2 d d2

Dört asır boyunca Bosna Hersek Sancak Beyliğini yürüten Çengiç ailesinden Haydar Çengiç’e, Sultan İkinci Abdülhamid tarafından hediye edilen destimâl-i şerîf, ailenin müzeye bağışladığı bir barut kutusunda şans eseri bulunmuştu. Bilahare Bursa Kent Müzesi’nde sergilenmeye başlanan ve ziyaretçilerden yoğun ilgi gören destimâl-i şerîf, ulusal basınımızda kendisine nostalji kabilinden, küçücük bir yer bulabildi. Hâlbuki bir zamanlar Destimâl-i Şerîf için ne kadar da itinalı merasimler yapılırdı…

Geçtiğimiz Ramazân-ı Şerîf ayında, Osmanlı döneminin önemli geleneklerinden birisi daha Topkapı Sarayı’nda canlandırıldı. Mukaddes Emanetler Dairesi’nde büyük bir titizlikle gerçekleştirilen destimâl-i şerîf merasiminde; Yavuz Sultan Selim’in 1517’de halifelik görevini de yüklendiği Mısır seferi dönüşünde İstanbul’a getirdiği Peygamber Efendimiz’in (s.a.v.) hırkası, Osmanlı geleneklerine uygun bir şekilde, mahfazası olan gümüş sandığından çıkartılıp içindeki yeşil ipek ve kadife örtüler açıldıktan sonra üstündeki inci işlemeli şeritlerin çözülmesiyle birlikte saygıyla ziyaret edildi. Huzurdakiler hırkanın üstüne yerleştirilen destimâli edeple öptükten sonra kendilerine takdim edilen bu biricik hediyeyi; hayatlarının en kıymetli hazinesi kabul ederek saygıyla ellerine alıp yüzlerine sürdüler, uzun uzun kokladılar…

Destimâl Mendili:
Destimâl, aslında elbezi, mendil anlamına gelen Farsça bir kelime. Özel mânâda ise Hırka-i Saadet ziyaretlerinde dağıtılan ince tülbentleri ifade ediyor. Sarayda Enderunlular tarafından yıl boyunca tahta kalıplarla basılarak hazırlanan destimaller, Ramazan ayına kadar Hırka-i Saadet Dairesi’ndeki Destimâl Odası’nda muhafaza edilirdi. Destimâllerin kenarlarında genellikle şu dörtlük yazılıdır: “Hırka-i Fahr-i Rusül’e/ Atlas-ı çarh olamaz pây endâz/ Yüz sürüp zeyline takbil ederek/ Kıl Şefî’-i Ümem’e arz-ı niyâz.” (Peygamberlerin öğüncüne gökyüzünün atlası ayak yaygısı olamaz. Eteğine yüz sürüp, ümmetlerin şefaatçisine niyazını arz et.) Bazı destimallerde ise “Hırka-i Fahr-i Rusül’e mesh olunmuş destimal/ Bûy-i feyz ihsan eder pîrâhen-i Yusuf misal.” (Peygamberlerin öğüncüne mesholunmuş destimal. Yusuf’un (as) gömleği gibi feyiz kokusu ihsan eder.) beyti yer alır.
Topkapı Sarayında hersene Ramazan ayının 15. günü ilginç bir program düzenlenirdi. Peygamber Efendimiz’in hırkayı Saadet sandukası açılır, mübarek hırkaları çıkarılır ve önceden hazırlanmış ve destimal denilen mendiller Hırkaya tek tek dokundurulurdu. Ardından da bu mukaddes mendiller misafirlere hediye edilirdi. Her bir misafir bu mendilleri bir ömür boyu özenle saklar, yaşlandığında vefat etmeden önce de vasiyet ederdi: Kefenlenmeden önce bu mendil yüzlerine kapatılsın diye…

WhatsApp İrtibat:0532 395 06 73

Ulu Hakan, Sultan II.Abdulhamid Han Hz’ni Anlatan 7 Beyit

4-24

 

Hem hayatında hem vefatından sonra Sultan II.Abdulhamid Han Hz. hakkında karalama kampanyaları ve iftiralar hiç eksik olmadı. Fakat onun eşine az rastlanır bir devlet adamı ve Osmanlı tarihi için ne kadar önemli olduğu son yıllarda yapılan çalışmalarla ortaya çıkmaya başlamıştır. Sultana layık olduğu değeri verenlerden birisi de eserleriyle Osmanlı’nın son döneminde yaşamış önemli fikir ve ilim adamı Ali Emiri Efendi’dir. Divan’ında yer alan kasidelerde ve Levâmiu’l-Hamîdiye isimli müstakil eserinde Sultan Abdulhamid’i medhederek düşmanlarına karşı adeta onu müdafaa yoluna girişmiştir. İşte onun kaleminden Abdulhamid Han’ı anlatan 7 beyit sizlerle…

1. Ol şehenşâhdır nizâm-ı kâ’inâtın melce’i

    Bir elinde sulh-ı âlem bir elinde kâr-zâr

Emiri Efendi, sultana “şehenşâh” şeklinde seslenerek onun; “bir elinde dünya barışı, bir elinde savaş ile kâinat düzeninin kurtuluş kaynağı” olduğunu söyler ve barışsever yönüne dikkat çeker…

2. O şâhenşeh ki fart-ı himmeti siyyân ü yeksândır

     Fakîr ü ağniyâya bî-kes ü eytâm ü sıbyâna

Sultanın medhiyelerde zikredilen vasıflarından birisi de ayrımcılık yapmayıp herkese eşit davranmasıdır. Nitekim Emiri Efendi, onun aşırı derece yardımsever olduğunu ve bu yardımseverliğinin toplumun her kesimine yansıdığını belirtir…

 

3. Zıll-ı Hudâ halîfe-i Mahbûb-ı Kibriyâ

    Şâhân-ı dehre dergehidir kıble-i niyâz

Emiri Efendi Sultan Abdülhamid’in Allah’ın gölgesi olduğunu tekrarlayarak onun Peygamber Efendimiz’in (s.a.v.) halifesi olduğunu belirtir…

 

4. O şâhenşeh ki fart-ı himmeti siyyân ü yeksândır

     Fakîr ü ağniyâya bî-kes ü eytâm ü sıbyâna

Sultanın medhiyelerde zikredilen vasıflarından birisi de ayrımcılık yapmayıp herkese eşit davranmasıdır. Nitekim Emiri Efendi, onun aşırı derece yardımsever olduğunu ve bu yardımseverliğinin toplumun her kesimine yansıdığını belirtir…

 

5. Bu gelen taht üstüne adl ü kerem sultânıdır

    Kalmaz artık sîne-i milletde ahzân ü hümûm

Bir manzumesinde de tahta çıkan padişahın adalet ve cömertlik sultanı olduğunu; onun sayesinde milletin gam, tasa ve hüzün çekmeyeceğini belirtirken “cömertlerin göz bebeği” ifadesini kullanır…

 

6. Vefâ-yı Hazret-i Sıddîk ve adl-i Hazret-i Fârûk

     Hayâ-yı Hazret-i Osmân, sehâ-yı Hazret-i Hayder

Sultan Abdülhamid; vefada Hz. Ebubekir’e, adâlette Hz. Ömer’e, hayâda Hz. Osman’a, şecaatte ise Hz. Ali’ye (radıyallahü anhüm) benzer…

 

7. Âyet-i “Ve’l-kâzımîne’l-ğayza ve’l-âfîn” ile

    Hasletin tezyîn eder ol pâdişâh-ı nükte-dân

 Bir manzumede de, “O müttakîler ki, bollukta ve darlıkta infak ederler ve kızdıklarında öfkelerini yutarlar ve insanların kusurlarını affedicidirler, Allah da muhsinleri sever.” (Âl-i İmran, 134) meâlindeki âyet-i kerîmeden iktibas yapılarak; onun öfkesini dizginlemesine, affediciliğine ve yoksullara karşı yardımsever kişiliğine değinilir…

 

Vesselâm…