Yabancı Gözüyle Osmanlı

Başlatan: raskolnikov bazarov Tarih: 01.11.2008 15:27 Cevap: 3

RA
01.11.2008 15:27
#1
Yabancı Gözüyle Osmanlı

Ceddimizin mazideki o yüksek ahlakının özlemi içindeyiz. Bizler de o insanların nesilleri olarak niçin bu ahlakın onda birini gösteremiyoruz. Kaldı ki imkanlar olarak onlardan daha ileri seviyedeyiz. Herkes toplumdaki huzursuzlukların cinayetlerin, kapkaçların, hırsızlıkların bitmesini istiyor. Ancak bunun gerekliliği için bizlere hangi vazifeler düşüyor. Geçmişte dedelerimizin ninelerimizin örnek ahlakı için şiirler okunmuş, yazılar yazılmış dahası bunlar bizden olmayan insanlar tarafından yapılmış. İşte örnek; Mouradgea d’Ohsson’un 1791’de neşredilen Tableau General de L’Empire Ottoman isimli eserin dördüncü cilt birinci kısım 315. sayfasında şöyle yazar:
“Osmanlı Türkleri, umumi ve ferdi ahlaklarının ciddiyetini İslamiyet’in iffet ve hayâ ahkamına medyundurlar. Ahlaki ve dini bir hukuk sisteminin zaruri bir neticesi olan bu hâli örf ve âdetlerinden milletin göçebeliğinden ve kocalarının kıskançlığından mütevellit göstermek haksızlıktır.”

A. Brayer’in “Neuf annees a Constantinople” isimli eserinin 1836 Paris tabının birinci cilt 198-199. sayfalarında Osmanlı Türklerinin tevazuu şöyle anlatılır:
“Müslüman Türkler arasında kibir ve gurur yok gibidir. Kur’an-ı kerimin en şiddetle nehyettiği temayüllerin biri de budur: - Yeryüzünde sakın azametle yürüme, insanlardan nazarlarını gururla çevirme. - Mütekebbir ve mağrur olandan Allahü teâlâ nefret eder. - Hareketlerinde mütevazı ol, yavaş sesle konuş. - Allahü teâlâ saygısızlardan nefret eder. - Kibir cehaletten ileri gelir. Âlim asla mağrur olmaz.

Bir taraftan da mütemadiyen tevazu telkin edilir;
- Tevazu Cennet kapısının anahtarıdır.
- Tevazu saadetin süsüdür.
- Tevazu insana asalet verir.
- Hakiki hakim mütevazı olur.
- Herkese karşı daima alçak gönüllü ol.

İşte bundan dolayı Müslüman Türk’ün yürüyüşünde vakar ve ihtişam olmakla beraber, katiyen kibir ve azamet yoktur. Daima yavaş sesle konuşur, el ve kol hareketlerinde hiçbir zaman zorbalık taslayan bir eda sezilmez. Hizmetinde tatlılık ve kolaylık vardır. Yalnız bir şeyle; diniyle mağrurdur. Onun her emrini yerine getirmeyi borç bilir. Bütün dünyanın İslamiyet’i kabul etmesini ister. Bütün diğer dinlerin bir sürü bâtıllıkla ve müşriklikle lekelenmiş olduğuna kanidir.”

Yabancıların Osmanlı’yı öven yazıları sayılamayacak kadar çoktur. Bunlardan sizlere bir parça aktarmamın sebebi ne kadar bozmaya çalışsalar da hâlâ bir yerlerde saklı duran temiz ahlaktan içimizi ve dışımızı süslememiz. Ve onlara layık torunlar olabilmemiz. Çünkü tarih bunu istiyor...


(Mustafa Necati Özfatura, Türkiye, 29 Temmuz 2005)
01.11.2008 16:40
#2
Ýnsanýn bu yazýlanlarý okuyunca 'Vay be, biz neymiþiz be abi' dememesi içten bile deðil. Günümüz insanýyla kýyasladýðýmýzda, tevazu, vakarlýk, alçakgönüllük vs gibi özelliklerin bulunmaz Hint kumaþýna dönüþtüðünü söylesek yeridir, ne yazýk ki. Kibir,enaniyet diz boyu, herkes alçak, yüksek bütün daðlar benimdir havasýnda...
BU
01.11.2008 21:31
#3
Hep þunu düþünürüm ve dile getiririm Osmanlý'dan bahsedildiðinde; Bizler, Osmanlý'yý ne zaman bir medeniyet olarak göreceðiz/anlayacaðýz. Osmanlý'yý kurulmuþ ve yýkýlmýþ bir devlet olarak dillendirdikçe, onun iç (ruh) büyüklüðünden bihaber kalmaya da devam ediyoruz. Fakat görüyoruz ki, yabancýlar bile onu insanlýk projesi olarak görüyor. Bizse üç kýtada þunu yaptýk diye baþlayan methiyelerde.

Hani Üstad diyor ya: Manayý anlamak lazým, manayý.
...

ALÝ