Bağlantılar
Sultan Abdülhamid Tahtını Nasıl Kaybetti?
Heyet, Sultan 2. Abdülhamid Hana tahttan indirildiğini tebliğ ederken…
İsyanı bastırmak üzere İstanbul’a gelen Hareket Ordusu Yıldız Sarayı’nı sarıp ablukaya alarak açlığa mahkûm ederken; bir yandan da Mecliste padişahın tahttan indirilmesi müzâkere ediliyordu. Padişah muhakeme edilmek istediyse de, İttihatçılar “Ya beraat ederse, hâlimiz nice olur?” diyerek çekindiler. Zaten anayasaya göre padişah gayrı mesul idi. Hal’ için fetvâ gerekiyordu. Fetvâ Emini Nuri Efendi fetvâyı yazmak istemedi, zorlanınca da istifa etti. Mebus Elmalılı Hamdi Efendi‘nin hazırladığı metin, Meclise zorla getirilen Şeyhülislâm Ziyaeddin Efendi’ye aksi takdirde padişahı öldürme tehdidiyle imzâlatıldı. Fetvâda, isyana sebep olmak, masum insanları öldürtmek, din kitaplarını yaktırmak, devlet malını israf etmek gibi gülünç sebepler yer alıyordu.
HALİFEYE SAHİP ÇIKAN RUM
Meclis Reisi Gazi Ahmed Muhtar Paşa padişahın tahttan indirilmesi hususunda kanun teklifi verdi. Tarihte görülmemiş bir garabet örneği olarak fetvâ Mecliste oylandı. Mebusların müsbet oy vermekte çekinmesi üzerine kürsüye gelen Talat Bey komitacı kimliği ile mebusları tehdit ederek muhaliflerin ayağa kalkmasını istedi. Kimse ayağa kalkmadı. Sadece İstanbul mebusu bir Rum kalkıp, “Yazıktır! Hepiniz padişahın ekmeği ile yetiştiniz” diye itirazda bulununca, “Yobaz, hâin, mürteci!” haykırışlarıyla yaka paça Meclisten atıldı. Müslümanların halifesine Meclisteki onca sarıklının değil de, bir Rum’un sahip çıkması enteresandır.
27 Nisanda Meclis kararının padişaha tebliği, bir Ermeni, bir Yahudi, bir Gürcü ve bir Arnavut’tan müteşekkil heyete verildi. Heyetin reisi Emanuel Karaso, Talat Bey’in bankeri ve sırdaşı olup, Filistin’de bir Yahudi devletine karşı çıktığı için padişaha diş bileyenlerden idi. Sonradan padişahın “Müslümanların halifesine tahttan indirildiğini tebliğ edecek başka kimse bulamamışlar mı?” diyerek garipsediği heyet huzura çıkınca yekten, “Millet seni azletti. Canın emniyettedir” dedi. Olup biteni metânetle karşılayan Sultan Hamid “Kader böyle imiş. Allah biliyor ki benim bu isyanda hiç dahlim yoktur. Ömrüm boyunca devletin, milletin iyiliğine çalıştım. Şimdiden sonra Çırağan’da oturmama müsaade olunursa, milletime dua etmeye devam ederim” diye cevap verdi. Ancak hâlâ padişahtan çekinen hükûmet, kendisini Selânik’e sürgün etti.
Böylece İttihatçılar, kendilerine karşı tertiplenen bu isyan sayesinde büyük bir problemi çözerek padişahtan kurtuldular. Yıldız Sarayı tarihte görülmemiş bir yağmaya sahne oldu. Hareket Ordusu zâbit ve erleri saraydaki para, mücevherat ve mefruşatı paylaştı. Bunların listeleri sonradan neşredilmiştir. Sultan Hamid’in bütün mal varlığına el konuldu. Saraydaki kadınlar ve hizmetkârlar sokağa atıldı. Bunlardan bazılarını kabileleri gelip aldı. Bazıları Dârülaceze’ye girebilme saadetini buldu. Bazıları bekçi, polis, hamal, kayıkçılar tarafından götürüldü. Bazıları soğuk ve açlık şiddetiyle hayatını kaybetti. Bazıları karşılaştıkları felâkete dayanamayıp hayatına son verdi. Bazıları kötü niyetli kimselerce himaye vaadiyle Beyoğlu batakhânelerine sürüklendi. Birkaç sene evvel Harem-Suare adlı filmde bütün açıklığıyla tasvir edilen bu sahneler, tarihimizin en acı sayfalarından biridir. Sultan Aziz’in ailesine de benzer muameleler revâ görülmüştü. Nitekim ihtiyarlardan “Bu millet Sultan Aziz’e yaptıklarının cezâsını çekiyor. Sultan Hamid’e daha sıra gelmedi” sözünü çok işittik. Tahta çıkarılan Sultan Reşad, İttihatçıların elinde bir kukla olmaktan öte geçemedi ve üst üste gelen felâketleri buğulu gözleriyle seyretmekle iktifâ etti.
İNGİLİZ PARMAĞI MI?
31 Mart Vak’ası’nın ardında kimin olduğu bugün bile tam olarak ortaya çıkmamıştır. Çünkü İttihatçılar (Ermeni tehciri de dâhil olmak üzere) iktidarları sırasındaki hâdiselerle alâkalı bütün vesikaları kaçmadan önce imhâ etmişlerdir. İsyanın ardından kurulan mahkemeler alelacele karar verip infaz etmiştir. İsyanı İttihatçıların ve Almanya’nın tertiplediği zannedilmektedir. Ancak şurası bir gerçek ki İngiltere de isyanın ardındaki başlıca aktörlerdendir. Nitekim İttihatçılar arasında Germanofil ve Anglofil olmak üzere Alman ve İngiliz taraftarı iki muhalif cereyan vardı. Partinin Germanofillerin eline geçmesi üzerine İngiltere iktidarı kendi muhipleri eline verebilmek için bu isyanı tertiplemiştir. Nitekim Prens Sabahaddin, Derviş Vahdetî, Mizancı Murad Anglofil temsilcileri idi. İsyan muvaffak olsaydı, İngiltere kendi politikasına taraftar adem-i merkeziyetçi bir meşrutî idare kurmayı düşünüyordu. Böyle olsaydı, Osmanlı Devleti Birinci Cihan Harbi’nde İngiltere tarafında yer alır veya hiç girmezdi. Bu da tarihin seyrini değiştirirdi.
Ülkedeki İttihatçı muhalifleri de isyanı destekledi. Ancak isyan en çok İttihatçılara yaradı. Bu vesileyle ipleri iyice ellerine aldılar. Muhaliflerini de tehdit, sürgün, hatta ölüm ile kolayca sindirdiler. Sultan Hamid’in tahttan indirilmesi ile dünya Müslümanları güçlü bir hâmiden mahrum kaldılar. Bu da İslâm dünyasında geniş bir sömürge imparatorluğu kuran İngiltere, Fransa ve Rusya’ya rahat bir nefes aldırdı. Sultan Hamid’in bir yandan dünyanın süper güçleri, öte yandan Balkan devletleri, beri taraftan da imparatorluk içindeki halklar arasında kurduğu dengeler altüst oldu. Bu kargaşa bugün bile çözülememiştir.
31 Mart Vak’ası’nın hemen ardından Kanun-ı Esasî’de mühim değişiklikler yapılarak Osmanlı Devleti’nin rejimi tam manasıyla demokratik monarşi
hâline getirildi. Padişahın bütün salâhiyetleri elinden alındı. Kısa bir zaman sonra İttihatçılar demokrasiyi askıya alıp kendi diktatörlüklerini kurdular. Böylece Saray’ın istibdadına dayanamayanlar, çok daha ağırına maruz kaldılar. Memleket, peş peşe savaşlar ve toprak kayıpları ile büyük bir felâkete uğradı. Sultan Hamid’in ülkede yürüttüğü bayındırlık, maarif ve sağlık hizmetleri akamete uğradı. Amansız bir partizanlık yanında, komitacılık, yani her şeyi en iyi bilmek ve fikirlerini gerekirse öldüresiye kabullendirmek iddiası hayatımıza girdi.
Ekrem Buğra Ekinci
ekrem.ekinci@tg.com.tr















Ellerine sağlık, çok doyurucu ve bilgilendirici bir yazı olmuş.
abdülhamidi anlamadan günümüzün sorunlarını çözemeyiz.. o ne büyük bi ulu hakandır ki günümüzdeki sıkıntıları taa o zamandan köktençözüyordu, allah ondan razı olsun…
Allah ulu hakanımızdan razı olsun. onu bize yanlış tanıtanlar ettiklerini çeksinler inşallah.
AMİN
Nerdesin şevketlim, sultan hamid han?
Feryâdım varır mı bârigâhına?
Ölüm uykusundan bir lâhza uyan,
Şu nankör milletin bak günâhına.
*
Târihler ismini andığı zaman,
Sana hak verecek, ey koca sultan;
Bizdik utanmadan iftira atan,
Asrın en siyâsî padişâhına.
*
“Pâdişah hem zâlim, hem deli’ dedik,
İhtilâle kıyam etmeli dedik;
Şeytan ne dediyse, biz ‘belî’ dedik;
Çalıştık fitnenin intibahına.
*
Dîvâne sen değil, meğer bizmişiz,
Bir çürük ipliğe hülyâ dizmişiz.
Sade deli değil, edepsizmişiz.
Tükürdük atalar kıblegâhına.
*
Sonra cinsi bozuk, ahlâkı fena,
Bir sürü türedi, girdi meydana.
Nerden çıktı bunca veled-i zinâ?
Yuh olsun bunların ham ervâhına!
*
Bunlar halkı didik didik ettiler,
Katliâma kadar sürüp gittiler.
Saçak öpmeyenler, secde ettiler.
Bir adi yarbayın pis külâhına.
*
Milliyet dâvâsı fıska büründü,
Ridâ-yı diyânet yerde süründü,
Türkün ruhu zorla âsi göründü,
Hem peygamberine, hem Allâh’ına.
SIKILSIN –
Sen çalış; olmazsa âlem sıkılsın!
Yardıma koşmayan kalem sıkılsın!
Kanatlan üveykim hele kanatlan!
Sana yol vermeyen mekân sıkılsın!
Akıncımız akıp gitti dönmedi,
Gitmeyip yerinde seken sıkılsın!
Koca umran taş taş olup devrildi.
Bu ülkeden gelip geçen sıkılsın!
Mîmârlar çekilip gittiler çoktan,
Çıraklık bilmeyen kullar sıkılsın!
Var olup boy attı (bâtıl) bir yoktan,
Hakk’ı söylemeyen diller sıkılsın!
Ey canını fedâya and içmiş baş!
Sen çek git yoluna, kalan sıkılsın!
M. Fethullah Gülen
–UTANSIN–
Tohum saç, bitmezse toprak utansın!
Hedefe varmayan mızrak utansın!
Hey gidi küheylan, koşmana bak sen!
Çatlarsan, doğuran kısrak utansın!
Eski çınar şimdi noel ağacı;
Dallarda iğreti yaprak utansın!
Ustada kalırsa bu öksüz yapı,
Onu sürdürmeyen çırak utansın!
Ölümden ilerde varış dediğin,
Geride ne varsa bırak utansın!
Ey binbir tanede solmayan tek renk;
Bayraklaşamıyorsan bayrak utansın!
Necip Fazıl KISAKÜREK
abdulhamit tahttan indirilmeyip padisahlıgına devam etseydi asıl su anda biz sömürge olmustuk, padisahları tahttan indirenler sayesinde milli mücadelesinin kıvılcımları oluştu.siz araplara güvenen halife müslümancılık veya gelenekten beslenen osmanlıcılıkla o donemde bi yere varamazdınız.
Abdülhamid Han’ın tahttan indirilmesi ile milli mücadeleyi aynı zaman diliminde olan şeyler olarak mı biliyorsunuz acaba?
Abdülhamid Han’ın yetiştirdiği ve milli mücadelede büyük bir kısmı şehid olan nesilden haberdar mısınız peki?
2.abdülhamit in tahtan indirilmesiyle bizler milli mücadeleyi erken başlatma zorunluluğunda kalmışız.eğer ömrü yettiğince tahta kalabilseydi şuanki sınırlarımız biraz daha geniş olabilirdi.abdülhamitin indirilmesi çöküşü hızlandırmış ve o koca devletten şu anki bir avuç toprak ve birçok sorun kalmıştır.
Olaylar aslında o kadar birbiri içerisine giriyor ki o zamanlarda yaşanan entrikalari alın yüz ile çarpın işte günümüz türkiyesinde yaşanan entrikalar hakkında biraz bilgi sahibi olabilirsiniz. Üzüldüğüm tek nokta şu; Bir atatürkçü olarak Abdülhamitı atatürkten daha çok sevip sayarım sevmemin sebebide ittihatcilara,ıngilizlere ve yahudilerin karşısında olmasıydı. Atatürke baktığımızda ittihatciların içinden geliyordu eli böğründe pozlarıyla mason localarina üye olduğu kuşkusunu artırıyordu. Ama bir bağlantı mutlaka var diyorum. Abdülhamit ile Mustafa Kemal arasında mutlaka bir gizli görüşme yapıldı kanısındayım. Belkide bu yüzden Atatürk masonlar tarafından zehirlendi. Abdülhamit ve Atatürk büyük insanlardı. Tek anlayamadığım şu ; bugün pensilvanyadan ülkeyi yönetenlerin yahudilerden cesaret madalyası alanların nasıl oluyorda Abdülhamite hayranlık besliyorlar çözebilmiş değilim. Bu nasıl bir yüzsüzlüktür bu nasıl bir geniş mezhepliliktir anlayabilmiş değilim. Siz degilmisiniz Şeyh sait ayaklanmasını 31 mart ayaklanmasını çıkaran ? Siz degilmisiniz abdülhamitı tahttan indirenler ??
Anlaşamadığımız nokta şu, bizi çelişki içinde olduklarını iddia ettiğiniz insanlarla hangi selahiyetle ve neye dayanarak bir ediyorsunuz?
Farkındaysanız işin siyaset kısmına zerre girmiyorum, kaldı ki bizim elimizden siyaset ile ilgili çıkmış herhangi bir kelime yokken bizi hangi hakla yaftalıyorsunuz? Bu müfterilik değil de nedir?
s a ^^ bazı ^^ arkadaşlarımız tahttan indirilmesi iyi olmuş gibisine getirmeye çalışıyor.milli mücadeleden bahsediyor.şimdi şunları iyi bilelim o zaman.
1-) elin gavuru tank topla yenemedikleri ülkeleri iç karışıklık çıkararak bölmeye çalıştılar ki buların %100 ün de başarılı oldular.ingilizler arabistandaki aşiretlere ne dediler kısa geçelim buralar sizin alın size silah para neyse, fransızlarda bizleri oyalıyorlardı o sıra.abdülhamid han osmanlı topraklarına saldırı olursa vakit kaybı olmadan destek verebilmek için tren yolu döşetti her tarafa. ingilizler abdülhamid hanın medineye kadar döşettirmiş olduğu tren raylarını osmanlı buralara gelmesin diye ne vaadiyle söktürdü 1 kg demir getirene 1 kg altın.böylelikle araplar yani müslümanlar diğer müslüman kardeşinin gelmemesi için kendi elleriyle elin gavurunun işini yaptı.
2-)abdülhamid han elin yahudisine parayla toprak satmam dedi.aynı adamlar seni beni kullanarak ne yaptı devlet kurdu.bizim ittihatçılar sağolsun.şimdi filistinde ölen din kardeşlerimizin haddi hesabı yok.
3-)padişahı takmayan başına buyruk paşalar yüzünden sarıkamışta tek kurşun sıkmadan 90 bin askerimiz şehit oldu.enver paşa sağolsun.
4-)şimdi bu zamanda bile herkesin alim ve büyük şahsiyet olduklarına herkesin ittifak ettiği elmalılı hamdi yazır, saidi nursi,ahmet vehbi efendi,mehmet akif ersoy gibi alimler sonunda büyük pişmanlık duymalarına rağmen ittihatçıların safında yer aldı
5-)talat paşa enver paşa gibi başı çekenlerin bazıları bizzat abdülhamid hanın yanına giderek kendisini tahttan indirdiklerine pişmam oldukları söylediler.
beşiktaştaki yıldız teknik üniversitesinin karşısında bulunan yıldız camiinde namaz çıkışı bombalı saldırı düzenlerek adbülhamid hanı öldürmek isteyen ermeniler ve diğer gavur devletler emellerine ulaşamadılar ama içimizden destekleri adamları kullanarak bunu başardılar ve abdülhamid hanı tahttan indirdiler.
şimdi diyor ki bazıları milli mücadele diye evet bizim milli mücadelemiz filistinde başlamalıydı ırakta başlamalıydı balkanlarda başlamalıydı çünkü sınırlarımız oralardan başlıyordu.kim bilir belkide içimizdeki ittihatçılar olmasaydı bugün atina türkiyenin 83 ncü vilayeti olabilirdi
seyfül kati arkadaşımız çok açık ve net anlatmış herşeyi,ellerine sağlık kardeşim keşke şimdiki ittihatçılarda anlasa bunlarıda şu devlet bir daha parçalanmasa.