Sultan Abdülhamid Han’ın Japonya’ya olan ilgisi ve Ertuğrul Fırkateyni

111

1854’ten sonra, dışa açılmaya başlayan Japonya, 1880 yılında İstanbul’a ticari amaçlı bir heyet göndermişti. Sultan II. Abdülhamid Hân buna karşılık bir heyet göndermek arzusundaydı.

Ancak Rusları da şüphelendirmek istemiyordu. Bu yüzden gönderilecek heyete resmi bir hüviyet vermek gerekiyordu. Bahriye Nazırı Hasan Hüsnü Paşa’ya 1863 yılında Hüdavendigar Okul Gemisi’nin Trablus ve Tunus’a, 1873 yılında Muhbir-i Sürür Fırkateyni’nin Basra’ya yaptığı seyahatler göz önüne alınarak, Ertuğrul Fırkateyni’nin de okul gemisi olarak Japonya’ya gönderilmesini emretmiştir.Ertuğrul Fırkateyni’nin Japonya’ya gittiği 1889-1890 yılları Avrupa’nın sömürgeciliğinin etkisini iyice artırdığı bir zaman aralığı idi.  Siyasi birliğini geç tamamlayan ve bu yüzden sömürgecilik yarışında geç kalan Almanya ise sömürgecilikten pay almak istiyordu. Sultan II. Abdülhamid Hân, İngiltere-Rusya ilişkisine karşı denge politikası izlemeye çalışıyordu. Bu yüzden 1870’li yıllarda Avrupa’ya açılmaya çalışan Japonya ile ilişki kurmayı, bu denge politikası olarak değerlendirdi. Ertuğrul’un Japonya’ya ulaşmasının on bir ay sürmesi, bu ziyaretin amacının yalnız, Prens Komatsu’nun İstanbul ziyaretini iade etmek olmadığını göstermektedir. Sultan II. Abdülhamid Hân, Ertuğrul’un seyahatiyle iadeyi ziyarette bulunduğunu belirtirken, Osmanlı sancağını, Kızıldeniz, Hint Okyanusu ve Japonya sularında sallandırarak Müslüman halkların Osmanlı İmparatorluğu’na olan sempatisini Batı’ya göstermek istemiştir.

Zamanın Rus Sefiri A. I. Nelidov, Dış İşleri bakanı Giers’e gönderilen raporda şöyle diyordu:“Bu kere gönderilecek olan Ertuğrul Fırkateyni’nin asıl amacı, Kızıldeniz ve Arabistan sularında, Osmanlı bayrağının dalgalandırılması, bir de çok sayıda Müslümanların bulunduğu Hindistan’da da aynı gösterilerin yapılması üzerindeki sultanın emelidir… Ertuğrul Fırkateyni, Hindistan’ın bazı limanlarında, yerli Müslümanların (İngilizler ise onların Sultan’a olan manevi itaatlerini kırmak için durmadan çalışmaktadır) manevi güçlerini ve Sultan’a olan bağlılıklarını artırmak için duracaktır…”

Besmeleyle Ertuğrul’um demir aldı
Hep ahali sahillerde bakakaldı
Çoluğun çocuğun feryadı arşa vardı
Hak selamet versin şanlı Ertuğrul’a.
Üç direkli firkateyndir gemimiz
Kimimiz, bekarız, evlidir kimimiz
Gayret edin çocuklar Capanya’dır yolunuz
Hak selamet versin şanlı Ertuğrul’a”.

İstanbul’dan yola çıkan Ertuğrul, Marmaris limanına, oradan Süveyş’e gelmiş, PortSait’te bir gece kalmıştır. Port-Sait’ten ayrıldıktan sonra kanalda iki kez kazaya uğrayan Ertuğrul (27-28 Temmuz 1889), burada havuza alınmıştır. Daha sonra Süveyş’ten ayrılan Ertuğrul, Cidde’ye uğrayarak 7 Ekim 1889’da Aden’e varmıştır. 20 Ekim’de Bombay’a uğranılmıştır ve burada halk Ertuğrul’a ve mürettebatına büyük ilgi göstermiştir. Bombay’da yayınlanan iki gazete Ertuğrul hakkında bazı makaleler yayınlamışlardır. Bunlardan“Gücerat dilinden” Kasıdı Bombay, 28 Ekim 1889 tarihli nüshasında gemiye karşı olan büyük ilgiden genişçe söz etmektedir. Mürettebatın Cuma günü camilerde namaz kılması, kıyafetleri ve ahlaklarının güzelliği halk üzerinde büyük etki bırakmıştır.

Bombay’dan ayrılan Ertuğrul, l Kasım’da Kolombo’ya gelmiş ve burada bir hafta kadar kalarak Singapur’a doğru yola çıkmıştır. 15 Kasım 1889’da Singapur’a ulaşıldı. Ertuğrul 22 Mart 1890’da Singapur’dan hareket etmiş, ancak rüzgârın şiddetinden ve Singapur’dan alınan kömürün yetmemesinden dolayı Fransız sömürgesi olan Saygon’a uğrayarak kömür tedarik edilmiştir. 22 Mayıs’ta Nagasaki’ye dört gün sonra da Kobe’ye gelmiştir. Ertuğrul, 7 Haziran 1890’da son durağı olan Yokohama limanına ulaşmıştır.

Ertuğrul limana yaklaşırken, burada beklemekte olan Japon, İngiliz ve Fransız donanmalarına ait gemiler tarafından karşılanmıştır. Heyet burada bulunduğu süre içinde karşılaştıkları ilgiden son derece memnun kalmıştır.

Ertuğrul, 15 Eylül 1890’da Yokohama’dan İstanbul’a hareket etmiş, Ancak Yokohama’dan Kobe’ye giderken Kashinozaki fenerini geçtiği sırada kayalıklara çarparak maalesef batmıştır. Bazı kaynaklar şehitlerin sayısını 587, 580, 581, 540 olarak vermekle birlikte, kurtulanların sayısının 69 olduğu hususunda hemfikirdirler.

Allah hepsine gani gani rahmet eylesin inşallah Amin.

Şehzade Abdulhamid Kayıhan Osmanoğlu…

You may also like...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Aşağıdaki kutucuğa uygun rakamı yazınız (Sayı İle) *

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.