mp3 indir mp3 indir mp3 indir mp3 indir mp3 indir mp3 indir mp3 indir mp3 indir mp3 indir mp3 indir mp3 indir mp3 indir mp3 indir mp3 indir mp3 indir mp3 indir mp3 indir mp3 indir mp3 indir mp3 indir

Sultan Abdülhamid Han ve çapraz istihbarat

1

Her devri kendi zamanı içerisindeki şartlara göre değerlendirmek icap eder. İstihbarat çalışmaları her devlette olmazsa olmaz şartlardan biridir.

Asya Hun devleti zamanında Çin sarayında Türk casusları yok muydu? İlk Türk destanlarından Dedem Korkut’ta casus ve casusluk kelimelerinin birçok defa geçtiği görülmektedir. Bunun dışında Türklerde casusluk, değişik dönem ve coğrafyalarda değişik şekillerde adlandırılmışlardır. Sözgelimi “münhi ve münhiyan”, “dil almak”, “sâhib-i haber” veya “sâhib-i berid” gibi isimler casusluk için kullanılan sözcükler arasında yer alır.
MÖ. 125 yılına kadar bütün Hun ülkesini gezen ve Hunların durumlarını, göçlerini, savaş tutumlarını, yaşayışlarını, birbirleriyle olan ilişkilerini bir rapor hâlinde Çin Hükümdarına sunan gezgin Chang-Chien’in aslında bir çaşıt yani casus olduğu kabul edilmektedir.
2
Göktürk ve Uygur devletleri zamanında da Çinlilerin ve İranlıların Türk ülkelerine casus yolladığı bilinmektedir.

Diğer taraftan Avrupa içlerine kadar giden Türklerin aralarına sızan casuslar da vardı ve bunlar Papa’nın emrinde görev yapıyorlardı.

IX. yüzyıldan itibaren İslam coğrafyası sınırları içerisine giren Türkler, burada da istihbarat faaliyetlerine önem vermeye ve casuslar kullanmaya devam ettiler. Selçuklu Devleti’nin en ileri devlet adamlarından olan Vezir Nizâmülmülk devlet yönetimi ile ilgili kaleme aldığı eseri Siyasetnamede bu konu hakkında etraflıca bilgi vermektedir.

3
Vezir Nizâmülmülk padişahların bütün şehirlerde olup bitenden haberleri olması gerektiğini şöyle anlatıyor:

“O böyle yapmazsa ayıp olur gaflet, tembellik ve zulme hamlederler ve memlekette olup biten fesadı ve zulmü biliyor veya bilmiyor. Eğer biliyor da meselenin çaresine bakmıyorsa tıpkı onlar gibi zalimdir ve zulme rıza göstermiştir ve eğer bilmiyorsa gaflete düşürülmüştür. Tembel ve cahildir. Bu her iki hususta iyi değildir. Mutlaka haberciye (sâhib-i berid) ihtiyacı vardır.”

Hucurat (49)/6. Âyetinde;  Ya eyyühelleziyne amenu in caeküm fasikun bi’nebein fetebeyyenu en tüsıybu kavmen bicehaletin fetusbihu ‘ala ma fe’altüm nadimiyn “Ey iman edenler bir fasık size bir haber ile geldiğinde açıklığa kavuşturun ki bilmeden bir kavme musibet olursunuz da sonra yaptığınıza pişman olarak sabahlarsınız.”

Kur’an’ın bize vermiş olduğu bu düstur Sultan II.Abdülhamid Han’ın da benimsediği en önemli prensip olmuştur. Sultan II.Abdülhamid Han çapraz istihbarat yaparak kendisine haber getirenleri de başkalarına izletiyordu. Böylelikle haber kaynaklarını da kontrol altında tutuyordu.

Şehzade Abdulhamid Kayıhan Osmanoğlu…

You may also like...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Aşağıdaki kutucuğa uygun rakamı yazınız (Sayı İle) *

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.