İslam Dünyasını Örgütlemek

Ya Rusya’nın işgali altında bulunan Müslümanların durumu? Buraları kendi haline bırakmanın bir Halifeye yakışmayacağının bilincinde olan Sultan Abdülhamid, Buharalı Şeyh Süleyman Efendi’yi Asya içlerine göndermişti. Sade o değil, derviş ve seyyidler de Rusya topraklarındaki Müslümanlar arasında İslam birliği fikrini yayıyor, onlara Halife’nin yanlarında olduğunu söylüyorlardı. Özellikle dünyanın dört bucağından Hacca gelen Müslümanlar arasında İslam birliği ve Hilafetin önemi gibi konuları gündeme getirmeleri için en seçkin alimleri Mekke’ye özel olarak gönderdiğini biliyoruz. Bu işleri, sarayına aldığı Şeyh Ebu’l-Huda ve Şeyh Zafir Efendi eliyle organize ediyordu. Şazeli Şeyhi olan Zafir’den Tunus’ta da yararlanılmış, Fransız kuvvetlerine karşı içeriden bir direniş örgütlenmişti.
Keza Abdülhamid’in adamları Afrika’daki Büyük Sahra’nın güneyinde bulunan Bornu’da da boş durmamış, 1885 yılında hükümdara Abdülhamid’in hediyelerini ve nişanını götürmüş, bu jest, iki ülke arasında sıcak bir yakınlaşmaya yol açmış, İslam Birliği fikrinin ve Osmanlı Hilafetinin gücü, orada da hissettirilmişti.
Tabii Zengibar’dan bahsetmesem olmaz. Cezmi Eraslan’ın tespitine göre, II. Abdülhamid, 93 Harbi’yle önemli miktarda toprak ve Müslüman nüfus kaybedince Zengibar Sultanlığı gibi Müslüman ülkelerle ilişki kurmaya daha fazla önem vermeye başlamıştır. 1878 yılında Emin Efendi adında bir zat bölgeye resmî görevli olarak gider ve Arapça bir mektup ile bir de nişan takdim eder Sultan’a. Amaçlarının da İslam camiasına hizmet olduğunu belirtir. Emin Efendi’yi Şükrü Bey ve diğerleri takip eder. Bu gidiş gelişler hem Osmanlı-Zengibar bağlarını kuvvetdirmekte, hem de Halife’nin nüfuz sahasını genişletmekteydi. Nitekim Zengibar Sultanı İbadi mezhebine mensup olduğu halde, Cuma hutbelerinde Sünni Osmanlı Halifesinin adı okunmaktaydı. Bunun sonucu olarak Sultan Seyyid Ali b. Hamid’in 1907 yılında İstanbul’u ve Sultan Abdülhamid’i ziyaret ettiğini biliyoruz.(1)

Tabii Hindistan Müslümanları üzerindeki gücünü kullanmak için önüne çıkan her türlü fırsatı degerlendirdiğini söylememe gerek yok. Çünkü Hindistan’daki Hilafet hareketinde Abdülhamid’in çaldığı İslam Birliği mayası belirleyici bir rol oynadığı gibi, aynı zamanda en tehlikeli hasım ilan ettigi İngiltere’nin gücünü sınırlamanın da enstrümanı olmuştu. Nitekim Başbakanlık Arşivi’ndeki bir belgede bize İngiltere adlı büyük kurtla yaptığı dansın gerekçesini kendisi şöyle açıklamaktadır:

İngiltere en tehlikeli Avrupalı kuvvettir ve İngilizler çıkarlarına uygun gördüklerinde Osmanlı Devleti’ni parçalamakta bir dakika bile tereddüt etmeyeceklerdir. İngiltere, Halifeliği İslam aleminde kendi çıkarları doğrultusunda kullanmak için Cidde veya Mısır gibi bir yere aktarmayı planlamaktadır.(2)

(1) Hatice Ugur, Zengibar, s. 61-68.
(2) Başbakanlık Osmanlı Arşivi (BOA), Yıldız Esas Evrakı (YEE), 9-2638-72’den aktaran: Azmi Özcan,
‘The Chaliphal policy’ of Sultan Abdülhamid II and Egypt’, Nisan 2002’de Rabat’ta bir kolokyuma sunulan tebliğ.

Mustafa ARMAĞAN – Abdülhamid’in Kurtlarla Dansı

You may also like...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Aşağıdaki kutucuğa uygun rakamı yazınız (Sayı İle) *

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.