Sultan II. Abdülhamid Han, sade olmakla birlikte giyiminin kendine has
bir zarafeti vardı ve çoğunlukla yerli kumaştan yapılma elbiseleri tercih
ederdi. Yeni elbise giyenlere karşı genellikle şöyle der ve onları yerli malı
kullanmaya teşvik ederdi: "Benimki sizinki kadar şık değil ama halis Türk
malı Hereke kumaşıdır."
Kendisine, bir yabancı firma tarafından yeni çıkartılan otomobillerden
biri hediye edileceği zaman, "Ben, bozulduğu zaman yedek parçası
memleketimizde imal edilmeyen bir makineyi kullanmak istemem." diyerek
almayı reddetmiş ve sanayi politikası bakımından bugün bile geçerli
olabilecek bir görüşü dile getirmiştir. Fakat hadiselere at gözlüğü ile bakan
bazı tarihçiler, Abdülhamid Han'ın bu "korumacı metodunu" hiç hesaba
katmadan, onun evhamlandığı için arabayı kabul etmediği safsatasını
yaymışlardır.



