Vasiyeti ve İbretlik Manzaralarla Dolu Vefatı

II. Abdülhamid Han'ın nasıl bir karaktere sahip olduğu ve özel hayatında ne gibi noktalar bulunduğuyla ilgili paylaşım ve yorum yapılabilecek forum.

Mesajgönderen Tuğra » 20 Eki 2010, 03:55


Sultan Abdülhamid Han, vefat günü olan 10 Şubat 1918 sabahı kalkmış
ve abdest alıp son namazını kılmıştı. Son dakikalara kadar kendini
kaybetmemişti. Hatta vasiyetini bile yapmıştı: Göğsüne "Ahidnâme Duası"
konacak, yüzüne "Hırka-i Saadet Destmali" (Bezi) ve üstüne de siyah 'Kabe
Örtüsü' örtülecekti."
Aynı gün akşama doğru ruhunu Rahman'a teslim eden "Son
İmparator"un vasiyeti harfiyyen yerine getirilmişti. Saraydan çıkan irade
gereğince, büyük babası Sultan II. Mahmud'un türbesine defnedilecekti.
Görgü şahidi tarihçi Ahmed Refik'in anlatışına göre, Abdülhamid Han'ın
tabut içinde beyaz kefenler arasında, kemikleri sayılan çıplak göğsünde
ahidnâme duası, yüzünde siyah bir Kabe örtüsüyle, aksakalıyla ve ebediyete
doğru kapanmış gözleriyle Hırka-i Saadet Dairesi'nde yatışı cidden elim ve
son derece ibret vericiydi.
Nak. Armağan, a.g.e., s. 72-73.

Büyük sultan huşu içinde İlâhi Huzur'a gidiyordu, Cenazesin de, o
zamana kadar hiç görülmemiş ölçüde büyük bir kalabalık vardı. Daha
doğrusu İstanbul, tarihinde böylesi bir kalabalığı belk i de görmemişti.
Dostu ve düşmanı, herkes cenazeye iştirak etmişti.
Saltanatı boyunca kendisine karşı amansızca muhalefet edenler, ona her
türlü iftirayı ve çirkinliği yakıştıranlar, en azından son bir pişmanlık ve
vicdan azabıyla cenazesine koşmuşlar ve hayattayken göstermedikleri
insanlık ve saygıyı, hiç olmazsa onu son ebedî yolculuğuna uğurlarken
gösterebilmeyi başarmışlardı. Bunlar arasında, elini yüzüne kapatarak
hıçkıra hıçkıra ağlayan Sadrazam Talat Paşa'nın hali içler açışıydı ve ibretlik
bir manzara olarak görülmeye fazlasıyla değerdi.
Nihayet, "gök sultan"ın naaşı, kılınan cenaze namazından sonra,
"saltanatı esnasında vefat etmiş bir hükümdar gibi" büyük bir merasim
eşliğinde Sultan Mahmud'un yanına (türbesine) defnedilecektir.
Kullanıcı avatarı
Tuğra
Yönetici
Yönetici
 
Mesajlar: 121
Kayıt: 23 Eki 2008, 17:31

Mesajgönderen hasan burak » 14 Tem 2011, 21:32


zaten hep şahsiyetli,akıllı,milleti için önem arz eden kişilerin önemi vefat ettikten sonra anlaşılıyo ... bunun bi çok örneği var tarihimizde,bunların tekerrür etmemesi için elimizden geleni yapalım ...
hasan burak
Kayıtlı Kullanıcı
Kayıtlı Kullanıcı
 
Mesajlar: 4
Kayıt: 12 Tem 2011, 22:48


Dön Kişiliği ve Özel Hayatı

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 0 misafir

cron