[font=Arial Black]Türk Halkı Tarihini Okumaz ama Seyreder![/font]
Tarihî meseleler bugüne kadar hep çekinilerek konuşuldu, tartışıldı. Son yıllarda ise bu alanda büyük bir merak uyandı. Televizyon kanalları ise fırsatı kaçırmadı, ünlü tarihçilere program yaptırdı. Biz de bu merakın sebebini tarihçilere sorduk.
"Türk milleti tarih okumaz ve dinlemez" yargısı son yıllarda değişmeye başladı. Bunun en büyük kanıtı ise televizyon kanallarının artık tarihî konulardan dem vuran programlar düzenlemesi. Sayıları o kadar artmış durumda ki, isimlerini bir çırpıda saymak mümkün değil. Tarih Aynası, Geçmiş Zaman Olur ki, Dünden Yarına, Kayıp Tarih, Nisyana İsyan ilk akla gelen isimlerden. İlber Ortaylı, Mustafa Armağan, Erhan Afyoncu, Murat Bardakçı ve Bülent Arı gibi kendi alanlarında isim yapmış tarihçiler aynı zamanda sunuculuk yapıyor. Uzman konuklar, belgeseller ve tozlu raflardan çıkarılan tarihî belgeler, akıllarda yer eden çok sayıdaki yanlış bilginin düzeltilmesine yardımcı oluyor. Peki, son yıllarda tarihe olan bu merakın sebebi ne? Konuyu yayın dünyasının tarihçilerine sorduk.
[font=Arial Black]'Türk milleti tarih okumaz' yargısı değişiyor[/font]
İlber Ortaylı-(Tarih Dersleri, NTV): "İnsanların bu programları izlemesi çok önemli. Demek ki izleyicilerden bir teveccüh var ki yayın hayatına devam ediyorlar. Burada çok iyi kaynaklardan hazırlanarak ekran başına çıkmak önemli olan. Aslında 'Türk milleti tarih dinlemez ve okumaz' diye bir yargı vardır. Bu programlar önyargıları yıkıyor. Ben kötü bir seyirciyim, o yüzden diğer programları değerlendirmem söz konusu değil ama izlenmesi muhakkak önemli."
Ders kitaplarındaki yanlışları düzeltiyoruz
Bülent Arı-(Hiçbir Şey Bildiğiniz Gibi Değil, TRT 2): "Gözlemlediğim kadarıyla her programın farklı bir formatı var. Mustafa Armağan ayrı bir yol izliyor, İlber hocanın ise farklı bir tarzı var. Biz, seyircilere daha önce bilmediklerini vermeye çalışıyoruz. Hedef kitlemiz biraz daha tarihle yakından alakalı olan insanlar. İzleyicilerin çapraz okuma yapmalarını sağlıyoruz. Biliyorsunuz ders kitaplarımız maalesef belirli doğruları dikte etmeye yönelik. Bu tür empozeler artık günümüzde insanları rahatsız etmeye başladı. İnsanlar gerçeği kendisi araştırıp görmek istiyor. Bu da ilgiyi artıran bir etken. Türkiye'de 'resmi tarih' diye bir söylem var. Bu kalıpları program sayesinde kırmaya çalışıyoruz. Özellikle ders kitaplarındaki hatalı bilgileri düzeltiyoruz, yeni ufuklar açıyoruz. Türkçe konuşabilen yabancı Türkologlar çağırıyoruz. Onların bakış açısını anlamaya çalışıyoruz. İlk programımızda Bulgaristan'a satılan Osmanlı evraklarını gündeme getirdik ve bir milyona yakın evrak korunma altına alındı. Geçen hafta ise daha önce işlenmemiş bir konuyu, Osmanlı'ya hizmet etmiş Japon mimarları anlattık."
[font=Arial Black]Romanlar ve gündem konuları tarih programlarını etkiledi[/font]
CHP belgeselini 5 bin YTL'ye çektik!
Cüneyt Polat (Dünden Yarına, Kanal A): "Özellikle son yıllarda kafalardaki ezberler bozulmaya başladı. İnsanlar artık tarihî meseleler karşısında hem daha meraklı hem de hassas. Batı ülkelerinde ve Amerika'da ne olursanız olun çok iyi bir tarih bilgisine sahip olmanız gerekir. Eğitim düzeyinin yükselmesiyle birlikte 'Acaba gerçek tarih nasıl?' sorusu ülkemizde de önem kazanmaya başladı. Olayların dününü, bugününü ve yarınını masaya yatırıyoruz. Program özellikle belgeselleriyle ses getirdi. Özellikle yakın tarihle ilgili olanlar. Bir İhtilalin Hatırlattıkları belgeseliyle 27 Mayıs'ı herkesin anlayabileceği bir ölçekte inceledik, çok da ses getirdi. Mesela çok düşük fiyatlara CHP belgeseli hazırladık. Öyle Tuncay Özkan'ın iddia ettiği gibi 1 trilyona mal etmedik. CHP belgeselini sadece 5 bin YTL'ye mal ettik. Hem de CHP'nin 1950 yılından bu yana hiç açılmamış arşiv belgelerini yayınladık."
[font=Arial Black]Kafalardaki tabular yıkılıyor[/font]
Ahmet Savaş Özpınar (Kayıp Tarih, TV Net): "Yayın piyasasına son yıllarda çok sayıda tarihî kitap kazandırıldı. Bu kazanımlarla birlikte insanların kafasındaki resmî tarih algısı da değişmeye başladı. Bilinmeyeni öğrenmek insanı her zaman cezbetmiştir zaten. Eskiden konuşulmaya korkulan konular bugün daha özgür ve demokratik bir ortamda konuşulabiliyor, tartışılabiliyor. Bir de son yıllarda eğitim seviyesinin yükselmesiyle birlikte tarih, akademisyenlerin alanından dışarı çıkabildi."
[font=Arial Black]Gündemdeki konuların tarihini araştırıyoruz[/font]
Erhan Afyoncu (Tarihin Pusulası-6 News): "Son 20 yıldır tarih hem Avrupa'da hem de Türkiye'de kitlelerin ilgi odağı hâline geldi. Önce gazeteler tarihe sayfa ayırmaya başladılar. Gazeteleri televizyon programları takip etti. Ancak seyirciyle buluşabilmek için tarih programlarını teorikten pratiğe indirmek gerekiyor. Ben daha önce yaptığım "Geçmiş Zaman Olur ki"de ve "Tarihin Pusulası"nda gündemle geçmişi buluşturmaya gayret ediyorum. Gündemde Somalili korsanlar varsa insanlar korsanlığı merak ediyor veya gazetelerde ekonomik kriz haberleri her gün yayınlanırken seyirci tarihteki ekonomik krizleri öğrenmek istiyor. Bilimsel birikime sahip ellerde popüler bir üslupla ve görsel zenginlikle yapılan programlar tarihimizde yanlış bildiğimiz birçok bilgiyi değiştirecektir."
[font=Arial Black]İdeolojik tartışmalar etkili oldu[/font]
Halil Bertay (Nisyana İsyan, Kanal 24): "Özellikle tarihî romanların büyük ilgi görmesi bu durumu tetikleyen faktörlerin başında geliyor. Tarih ideolojiye ve politikaya alet ediliyor. Bu bakımdan Türkiye'nin eksiklikleri var. Demokrasiyle ilgili, özgürlükle ilgili, Cumhuriyet'le ilgili, Cumhuriyet kurulurken dışlanan insanlarla ilgili sıkıntılar var. Bütün ideolojik çarpıklıklar tarihe taşınıyor. Bu, tarihe olan büyük bir saygısızlıktır."
[font=Arial Black]Osmanlı'nın 700'üncü yılı milat oldu[/font]
Mustafa Armağan (Tarih Aynası, Mehtap TV): "1990'lı yılların sonlarına doğru özellikle Osmanlı tarihine karşı bir teveccüh başladı. Osmanlı'nın kuruluşunun 700. yılı kutlamaları, aslında bir kırılma noktası oldu. Kitle iletişim araçlarının yaygınlaşması da önemli bir faktör tabii. Son 10 yılda tarihe olan merak, adeta bir çığ gibi büyüyor. Televizyon programları, düzenlenen konferanslar ve kitap satışları bu durumu ispatlamaya yetiyor. Popüler kültürün en büyük taşıyıcısı olan televizyonlar da bu ilgiyi değerlendirmek istedi. Oysa uzun dönem biz Osmanlı tarihini göz ardı ettik, akarsuyun önünü tıkadık. Türkiye, bulunduğu konum itibarıyla çok önemli bir ülke olmasına rağmen yaşadığı kimlik krizini aşamadı. İşte tam burada Osmanlı tarihinin güncel kimlik krizine ilaç olabilecek değerleri içerisinde barındırdığı anlaşıldı. İnsanlar da çok ilgili bu konulara. Bir ara programlarımız sadece soru-cevap şekline dönüşmüştü."
BÜNYAMİN KÖSELİ


