Süveyş Kanalı

Genel Dünya Tarihiyle ilgili paylaşımlarınıza ayrılmış forum bölümü.

Mesajgönderen Hüdavendigâr » 20 Kas 2008, 19:47


Süveyş Kanalı; Akdeniz ile Kızıldeniz'i birleştiren 161 km uzunluğunda yapay suyolu. Kanalın genişliği 70-125 m arasında değişmektedir. Derinliği 11-12 m'dir. Su kesimi 10,36 m'den fazla olan gemiler kanaldan geçemez. 1951 yılında trafiği kolaylaştırmak amacıyla el-Kantara ile el-Firdan arasında 13,5 km' lik bir yan geçit açılmıştır. 1869’da ulaşıma açılan kanal, havuzlar kullanılmadan, deniz seviyesinde 169 km uzunluğunda bir geçiş sağlar. Kanal, Hint Okyanusu ile Akdeniz ve Atlas Okyanusunu Avrupa kıyılarına bağlayan en kısa deniz yoludur.

M.Ö. 2000 yılından sonra Nil deltasını Acı Göl aracılığıyla Kızıldeniz'e bağlamak için planlar yapılmış, Romalılar ve Araplar tarafından birçok projeler tasarlanmışsa da teknik açıdan karşılaşılan zorluklar ve XV. yy'da Ümit Burnu yolunun bulunması bu projelerin uygulanmasını engellemiştir 1854 yılında Ferdinand Vicomte de Lesseps tarafından çizilen projeyi uygulamak amacıyla "Compagnie Universelle du CanalMaritime de Suez" kurulmuştur. 1861 yılında başlayan çalışmalar 1869'da tamamlandı ve aynı yıl kanal açıldı. 1869 yılında kanalın yönetimi Mısır hükümeti tarafından 99 yıllığına uluslararası bir şirkete devredildi. 1875'te İngilizler %44'üne sahip oldu. 1956 yılında Mısır hükümeti tarafından millileştirildi. Bunun üzerine Fransa ve İngiltere Mısır'a karşı saldırıya geçmesi sonucunda kanal trafiğe kapatıldı. Şimdi ise askeri olmayan yük gemileri kanaldan transit geçebilmekte.

Kronoloji
1869 Süveyş Kanalı açıldı: Napolyon Bonaparte’ın 1798 seferinde iki denizi bir kanal açarak birleştirme düşüncesi, hayalin gerçeğe dönüşme sürecine atılan belki de en önemli adımdı. Ancak mühendisler Akdeniz ile Kızıldeniz arasındaki dokuz metrelik su seviye farkının böyle bir kanalın yapımını olanaksız kılacağını ileri sürdüler.

1854 tarihinde ise Fransız mühendis Ferdinand De-lesseps Süveyş Kanalı’nı inşa etmek üzere Mısır Hükümeti’yle bir sözleşme imzaladı. Kanal 1859 yılında kazılmaya başlandı ve inşaat tam 10 yıl sürdü. İnşaatta 2.4 milyon işçi çalıştı ve 125.000 işçi çeşitli nedenlerle yaşamını yitirdi.
1869 tarihinde resmi açılışı yapılan kanal 1888 yılında dünyanın bütün gemilerine açıldı. Ancak 1948 ile 1975 yılları arasında İsrail gemilerinin geçişine izin verilmedi; 1967 yılındaki Arap- İsrail Savaşı’nın ardından ise 1975 yılına kadar, tam sekiz yıl boyunca bütün geçişlere kapalı tutuldu. 1975 yılında kalıntı ve mayınlardan temizlenerek yeniden açılan kanal, 1980 yılına kadar süren bir çalışmayla genişletildi. Yaklaşık 87 yıl boyunca uluslararası bir kimlik taşımış olan Süveyş Kanalı, 1956 yılı Temmuz ayında bütünüyle Mısır'ın yönetimine geçmişti.

Süyevş Kanalı


Resim


Tarihi:
Antik Mısır zamanlarında M.Ö. 20. asrın başlarında Nil deltasını, Kızıldeniz’e şimdiki Süveyş Kanalı yakınında bağlayacak bir tatlı su kanalı muhtemelen Firavun Birinci Sesostris zamanında kazılmıştır. Daha sonra Firavun İkinci Necho zamanında M.Ö. 600 civarında restore edilmiş ve Pers Fatihi Birinci Darius tarafından M.Ö. 500’de tamamlanmıştır. Daha sonraki Ptoleme ve Roma işgalleri sırasında kanal defalarca restore edilmiş ve terk edilmiştir. M.S. 7. asırda Aşağı Mısır’ın Arap kumandanı Amr bin Âs radıyallahü anh, bu kanalı tekrar açarak Nil Vadisinden Mekke’ye nakledilen tahıl için kullanmıştır. Sekizinci asırda, Halîfe Mansur, kanalı askerî sebeplerden dolayı bloke etmiş ve kanal kullanılmaz duruma gelmiştir.

Yeni bir kanal kazılması maksadıyla teşebbüse geçilmesi için 1000 yıldan fazla zaman geçti. Onsekizinci asrın sonunda, Napolyon, Mısır’da bulunduğu sıralarda Akdeniz ile Kızıldeniz’i birbiriyle irtibatlayan bir kanal yaptırmak istedi. Ama Fransa ilim adamlarından kurulan bir heyet yanılarak Kızıldeniz’in sularının Akdeniz’in sularından yüksek seviyede olduğunu iddia edip, havuzlarla çalışan bir kanaldan başka bir tür kanalın yapılamayacağını söyleyince bu proje terk edildi. Daha başka birçok plan hazırlanılarak kapaksız kanalın mümkün olduğunun isbatı yapıldı, ancak bu uzun zaman aldı.

Süveyş Kanal Şirketinin kurulması: 1830’larda Ferdinand de Lesseps Mısır’da Fransız diplomatıyken geleceğin Mısır Valisi Said Paşa ile tanıştı. 1854’te Mısır’a tekrar gittiğinde Said Paşa’dan iki imtiyaz aldı. 30 Ekim 1854 ve 5 Ocak 1856 tarihli bu iki anlaşmanın neticesinde alınan kararlara göre, bütün milletlerin geçişine müsaade edilecek olan bir kanal yaptırılacak, ayrıca 99 seneliğine kanalı işletecek bir şirket kurulacaktı. 15 ralık 1858’de “The Compagnie Universelle du Canal Maritime de Suez”, yani “Süvyeş Kanal Şirketi” ihdas edildi.

Kanal inşaatı: Süveyş Kanalı inşaatına 25 Nisan 1859 tarihinde başlandı. Kazma işinin yapılacağı bölge çöl olduğundan birçok güçlükler çıktı. Kazma işi 11 sene devam etti. Önce 6 metre derinliğinde bir servis kanalı kazıldı. Böylece Mavnalarla lüzumlu malzemenin taşınması kolaylaştı. Kahire yakınlarındaki Bulak bölgesinden başlayıp, batı-doğu itikametinde İsmailiye’ye kadar süren ve buradan da ikiye ayrılarak, kuzey-güney istikametinde devam ederek, birisi Port Said’e, diğeri Süveyş’e ulaşan bu yardımcı kanaldan halk da istifade etti. Böylece Süveyş Kanalı inşaatını ikmal bakımından destekleyen bir tatlı su kanalı açılmakla kalınmıyor, aynı zamanda Nil ile İsmailiye arasında su yolu irtibatı temin ediliyordu.

Süveyş Kanalı inşaatında, teknik problemler ortaya çıktı. Üstelik bir arada çalışan İngilizler ve Fransızlar birbirlerinin niyetinden şüpheli olduğundan politik güçlükler zuhur etti. En büyük meseleyse finansman problemiydi. 130 milyon Fransız altını tahmin edilen harcamalar (41.860.00 dolar), 287 milyon Fransız altınına (92.414.000 dolar) ulaştı. 10 sene devam eden çalışmalarda 20 bin işçi çalıştırıldı. Bütün manilere rağmen, kanal 17 Kasım 1869’da trafiğe açıldı. Açılışta gemilerden müteşekkil bir konvoy düzenlendi. Bu konvoyun başında Fransa’nın kraliyet yatı I’Aigle ve bunun güvertesinde de Prenses Ejgénie bulunuyordu. Açılışa Mısır Hidivi İsmail Paşa tarafından, hem Ortadoğu hem de Avrupa ülkelerini temsil edecek şekilde birkaç bin kişi davet edildi. 1875’ten sonra, kanal İngilizlerin ve Fransız özel sektörünün eline geçti.

Modernizasyon: Trafik artışına ayak uydurmak için, kanal firması devamlı olarak kanalı geliştirdi. 1869’dan sonra, bu gelişme hızlandı. 1870’te kanal, yüzeyde 60 m, derinde de 22 m genişliğe ulaştı. 1956’da millîleştirmeden sonra yüzey, genişliği 150 m’ye vardı. 10 m derinlikteki zemin genişliği ise 60 m oldu. Aynı sene tatlı su kanalının genişliği 7,5 m’den 10,7 m’ye ulaştı. Kanalda yapılan bu tadilatlar 322 milyar dolar tuttu. Ancak kanal boyu seyahati 45 saatten 15 saate indi.

Güzergah: Kanalda güney istikametine ilerleyenler önce Port Said’e gelirler. Tuzlu Manzala Gölünün bataklık bölgesini geçip Port Said’in 50 km güneyinde 11 km’lik 1949-1951 senelerinde kazılmış geçiş bölgesine varılır. Bu bölgede iki gemi karşılıklı olarak rahatça geçebilir. Diğer taraflarda karşılıklı geçiş çok zordur. Kanalın hemen hemen yarısına yakın yerinde İsmailiye şehri civarında Timsah Gölü bulunur. Kanal, gölün içinden geçer. Kanal İdare Heyeti, Timsah Gölünün kıyısında yerleşmiştir. Buradan Kızıldeniz’e gitmek isteyen sırasıyla Büyük Acı Göl, Küçük Acı Göl, çölün doğu ucu ve Tevfik Limanından geçer.

Kanalın ekonomik yönü: Süveyş Kanalı’nın dünyanın ekonomisine mühim tesirleri olmuştur. Kanal bir pencere misali kıtaları birbirine bağlamış ve karşı karşıya getirmiştir. Avrupa’dan Doğu Afrika’ya, Doğu Asya’ya ve Okyanuslara yeni bir güzergah temin etmiştir. Kanal, önceleri Ümit Burnu’nu ve Afrika sahillerini baştan başa dolaşan gemilerin yolunu kısaltmıştır. Mesela, Londra’dan Karaçi’ye gitmek için kanal yolunu tercih eden 9880 km Ümit Burnundan giden 17.400 km yol kat eder. Yolun kısalması demek gemilerin çabuk geri dönebilmesi ve bu da gemilerin performansının üç katına çıkması demektir. Bu sebeple nakliyat ücretleri fazla tutmamış ve eşyalar daha ucuza nakledilmiş olur.

Yukarıda saydığımız faydaları kanalın trafiğine tesir etmiştir. 1870 ile 1966 seneleri arasında yılda ortalama 500 gemi geçerken 1970’lerden îtibaren yılda 20.000’e çıkmıştır. Bu artışın başlıca sebebini Ortadoğu petrolleri teşkil eder.

Kanalın Mısır tarafından millîleştirilmesi: 26 Temmuz 1956’da Cumhurbaşkanı Nasır’ın idaresindeki hükûmet kanalı millîleştirerek şirketi tasfiye etti. Ekim ayında İsrail, İngiltere, Fransa kuvvetleri Mısır’a saldırdı. İngiliz ve Fransa birlikleri kanalın iki yanını işgal ettiler. Ancak ABD ve Rusya’nın kuvvetli baskıları neticesinde bu birlikler BM kontrolünde geri çekildiler.

Kanal Şirketi ilk önceleri Nasır’ın millîleştirmesini tanımayarak kanalı bildiği gibi idare etmeye devam etti. Nasır kuvvet kullanmak istemediğinden bu durum bir müddet sürdü. Ancak Dünya Bankasının 13 Temmuz 1958’de Mısır hükûmeti ile kanalın idaresi ve malî durumu üzerinde imzaladığı antlaşma Kanal Şirketini malî yönden yıktığından, kuruluş kendiliğinden ortadan kalktı. Hükümetin, şirketin yurtdışı varlıklarından olan devlet hissesini hibe etmesi ve 28,3 milyon Mısır lirası tazminat ödemesiyle de mesele kapanmış oldu.

Kanalın siyasî durumu: Kanalın bir kamu kuruluşu olması ona özel bir siyasî statü kazandırmıştır. 1888’de İstanbul Antlaşması ile getirilen bu statü aynı zamanda kanaldan hangi ülkeye ait ve mahiyeti ne olursa olsun bütün gemilerin faydalanmasına imkan tanımıştır. Antlaşmayı imzalayan devletlerden olan Avusturya, Macaristan, Fransa, Almanya, Türkiye, İtalya, Hollanda ve Rusya’nın günümüz politikaları da anlaşmayla ters düşmediğinden yeni bir karara ihtiyaç duyulmamaktadır.

Mısır’ın İsrail gemilerine ve İsrail malı taşıyanlara koyduğu geçiş ambargosu 1951’de Birleşmiş Milletlerin verdiği emirle sona ermiştir. Arap-İsrail Savaşı sırasında, İsrail birliklerinin 5 Haziran 1967’de kanalın doğu kıyısını işgal etmesi üzerine, Mısır bu tarihten başlayarak sekiz sene müddetle kanalı kapadı. 5 Haziran 1975’te kanal tekrar ulaşıma açıldı. Mısır’ın bu müddet içinde bir trilyon lira geçiş parası elde edebileceği düşünülürse de, diğer devletlere ait gemilerin yollarının uzaması dolayısıyle yaptıkları zarar bu miktarın çok üstündedir.


KANALIN GETİRDİĞİ YENİ TÜR DENİZ CANLILARI :

Kanalın açılmasıyla birlikte insanoğlunun belki o zamana kadar düşünmediği bir şey daha meydana gelmeye başlamıştı. Hint Okyanusu ile Akdeniz arasında bir bağ oluşturan bu kanal ekonomik kazançların dışında farklı ekosistemlere sahip tropik özellikte ki Kızıldenizle, alt tropik olan Akdeniz ekosisteminin birbiriyle kaynaşmasına da sebep olmuştur.

Kanalın açılmasıyla birlikte birbirine karışan bu ekosistemde karşılıklı göçler başlayarak çeşitli plankton, algler, deniz bitkileri, süngerler, karidesler, yengeçler, yumuşakçalar, balıklar gibi bir çok canlı, iki deniz arasında geçiş yaptılar.

Son kayıtlara göre 60 civarında balık türünün Akdeniz'e giriş yaptığı bilinmekte. Ülkemizdeyse, 40 civarında Lessepsian balık türünün kıyılarımızda yayılış gösterdiği biliniyor. Bunların içinde ekonomik değeri olan paşa barbunu, sokar, orfoz gibi türler de bulunuyor.

Kızıldenizli türler Akdeniz'e girdikten sonra davranışları, biyolojilerinde herhangi bir değişiklik olup olmadığı, türlerin bölgedeki durumları henüz tam olarak bilinmediğinden, Akdeniz ekosistemine nasıl etkiler yapacağı ve uyum gösterip gösteremeyeceği tam olarak bilinmemekte. Yine de bilinen olumlu ve olumsuz etkiler yok değil. Örneğin, Rhopilema nomedica türü deniz anası, Kızıldeniz'de yaşayan ve oldukça tehlikeli olan bir tür. Bu deniz canlısı balıkçılık, turizm ve insan sağlığı üzerinde oldukça olumsuz etkiler yapabiliyor. Ülkemizdeyse, son zamanlarda İskenderun Körfezi'nde balıkçı ağlarına yakalanan balıkların %80'ini Kızıldeniz kökenli türler oluşturmaktadır. Özellikle, son 10 yılda Kızıldeniz kökenli türlerin sayısında önemli ölçüde artışlar görüldü. Bunun yanında, Akdeniz'de tür çeşitliliği Süveyş kanalının açılmasıyla başlayan göçle artış bulunmaktadır.

Sonuç olarak, Kızıldeniz'in Süveyş aracılığıyla Akdeniz'e açılmasıyla her yıl 5 ile 10 yeni tür Kızıldeniz'den Akdeniz'e girmekte. Bu nedenle Doğu Akdeniz'in canlı varlığının %10'unu daha şimdiden Hint - Pasifik kökenli türler oluşturmakta.

Bu göç sonucunda, belki de Akdeniz tarih öncesi zamanlarındaki zengin deniz yaşamına dönecek.
Bir yıldız gibi kayıp gitti, ardından milyonlar geliyor...
Kullanıcı avatarı
Hüdavendigâr
Gayretkar Üye
Gayretkar Üye
 
Mesajlar: 62
Kayıt: 23 Eki 2008, 16:19

Dön Dünya Tarihi

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir

cron