Sultan Abdülhamid Zamanında İstanbul'da Basın

İkinci Abdülhamid Han dönemindeki iç meseleler ve İkinci Abdülhamid Han'ın iç politikası etrafında paylaşım ve yorum yapılabilecek forum bölümü.

Mesajgönderen Tuğra » 11 Oca 2011, 15:16


Sultan Abdülhamid Zamanında
İstanbul'da Basın
Basının, veya şimdilerde denildiği gibi iletişim vasıtalarının
insan toplumları üzerinde, menfi veya müsbet, birçok tesirleri
vardır. Dün böyle olduğu gibi bugün de böyledir. İnsanoğlunu
selamete veya felakete götüren ideolojilerin en etkili faaliyet
organları basındır. Ne var ki basın derken, dar manada sadece
gazeteleri anlamamak gerekir. Tarihin çeşitli aşamalarında,
basın faaliyetleri değişik tarzlarda yürütülmüştür. Uzak tarihe
gidecek olursak, bunların ilk ürünlerinin kitabeler, hikâye veya
destan anlatıcıları ve daha sonra şairler olduklarını görürüz.
Tarihin seyri içinde, kâğıdın ve daha sonra matbaanın gelişmesi,
basının, yayın yoluyla yapılmasına yardıma olmuştur.
Basın denen görünmez güce sahip canavarın, her zaman bağımsız
olduğunu şüphesiz söyleyemeyiz. Bu aracı ya ideolojiler, ya
Devletler veya Krallar, despotlar, diktatörler, dinler, mezhebler,
iktidarları nisbetinde satın almışlar yahut kiralamışlardır.
Fransız ihtilalinden sonra dünyaya takdim edilen yalancı
hürriyet (yalancı çünkü kilise despotu yıkılarak yerine aristok¬
rat-aydın dememek için-hegemonyası getirildi) ve teknolojinin
ilâhlaşmaya başlaması olan 19. yüzyılda basının, daha önceki
dönemlerine nazaran yaptığı büyük hamleye şahid oluyoruz. Ne
gariptir ki, bu dönem Batı dünyasının emperyalizm imparatorhıklarının
kurulduğu döneme rastlamaktadır.
Uzak Doğu, Yakın Doğu, Orta Doğu, Afrika ve Güney Amerika
yavaş yavaş değil, süratle Batı tarafından -sömürülmek içinpaylaşılıyor.
Ne yazıktır ki, İslâm ülkeleri de bunun dışında kalamıyor.
Fransız ihtilalinin büyüleyici havasına kendilerini kaptıran
Müslüman aydınlar(!), Batıcılaşıp, Hıristiyanlaştırmak istediler
Müslümanları; velev ki şuursuz olarak yapsınlar bunları.
Avrupa'nın kendilerine sunduğu Nationalisme(milliyetçilik)
pastasını, hiç düşünmeden midelerine attılar. Akılları başka bir şey
almıyordu artık. Milliyetçi -bölücü dememek için- görüşleriyle
kurtaracaklardı Müslümanları akılları sırasınca... Ondan sonra
Pan-Arabist, Pan-Türkist, Pan-Helenist, Pan-vs. vs. sözcükleri dolaşmaya
başladı Osmanlı Toplumunda. Abdülhamid de, bunlara
karşı bir "Pan" kurdu: Panislamizm. Ne olacaktı bütün bu
"Pan'lar?.. Cevabı kısa: Batı istediği gibi yönetecekti bu eylemleri;
her ne kadar Abdülhamid'in Panislamizm'ine tesir edemiyor idiyse
de. Ama hiç olmazsa, kendisi için çalışan diğer "Pan'lar lehine
Panislamizm'i yıkmaya çalışacaktı... 1908 ihtilaliyle yıktı da!..
Ama niye böyle çabuk yıkıldı? Bunun birçok sebebi yanında, İstanbul'da pervasızca elinde bulunan gazeteler, yani basın da vardı. Kamuoyunu Abdülhamid'e karşı ve Batı'ya müteveccih oluşturan basın'dı.
Şimdi sözü daha fazla uzatmayarak, 1314 tarihli Salna¬
me-i Devlet-i Aliyye-i Osmaniyye adlı resmi Yıllığa dayanarak
İstanbul'da neşredilen gazeteleri görelim. Belki bir fikir verir.
Elsine-i Muhtelife ile Dersaadet'de Tab'olunan Resmi ve Gayr-ı Resmi Gazeteler
Resim
Resim
Resim
Resim
Resim
Resim

[Sultan Abdülhamid'İn İslam Birliği Siyaseti Kitabından]
Kullanıcı avatarı
Tuğra
Yönetici
Yönetici
 
Mesajlar: 121
Kayıt: 23 Eki 2008, 17:31

Dön İç Meseleler ve İç Politika

 


  • Benzer Konular
    Cevaplar
    Görüntüleme
    Son mesaj

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 0 misafir