Sultan Abdülhamid Han ve Ceziret-ül Arab...

İkinci Abdülhamid Han dönemindeki dış meseleler ve İkinci Abdülhamid Han'ın dış politikası etrafında paylaşım ve yorum yapılabilecek forum bölümü.

Mesajgönderen Tarık026 » 26 Kas 2008, 19:31


İleriyi gören ve uzak ara siyaset öngörüsüne sahip olan Sultan II. Abdülhamid Han “Hilafet Siyaseti” üzerine oturtmaya çalıştığı Ortadoğu ve Mukaddes topraklarla ilgili yönetişiminden, Mısır ve Hindistan’da emperyalist, İngiliz idaresi için ciddi bir müşkülat ifade eden manevi bir mukavemete amil olmuştur.

1897 yılında Yunanistan’a karşı kazandığı zafer ve nihayet Hicaz demiryolu inşaatı, O’nun İslam Alemi üzerindeki nüfuz ve itibarını bir kat daha artmasına neden olmuştur. Öyle ki; Çin’den Afrika sahalarına kadar bütün camiler, Halife’ye yardım dileyen dualar çınlamaktaydı. İşte bu bu nüfuzu kırmak isteyen İngilizler, Ceziret-ül Arab’ı Halife’den kopararak ele geçirmek için korkunç bir siyasi mücadele başlattılar. Ceziret-ül Arab’ın iki stratejik noktası vardı. Biri Haydarpaşa-Bağdat hattının uzantısında Kuveyt, diğeri de Kızıldeniz’in kuzey-doğusundaki Akabe’ydi.

Kuveyt, Osmanlı hamiyeti altında, Mübarek-üs Saba adında bir Arap Şeyhinin idaresine terkedilmiş bir Emirlikti. Aynı zamanda bu topraklar bünyesinde bulunan İngiliz tesirindeki Suudilerle, Osmanlılığa bağlı Şamar Emiri İbn-ür Reşid’in devamlı surette mücadele ettikleri bir sahaydı (Naci Kaşif KICIMAN, Medine Müdafaası, İstanbul, 1971, s. 153-155).

Bu mücadele esnasında Osmanlı İmparatorluğu için eskiden beri sorun olan Vahhabiler ve onların İngiliz nüfusunu benimsemiş bulunan liderleri, Suudi İbn-ür Reşid’e mağlub olup hakimiyetlerindeki araziyi kaybedince Kuveyt Emirliğine sığındılar. Mübarek-üs Saba’nın Vehhabilere yataklık etmesi yüzünden orduyu harekete geçmesi için emir veren Sultan II. Abdülhamid Han, İngiliz muhalefeti ve mukavemeti ile karşılaştı. Çünkü hain emir derhal İngiliz himayesini istemişti. Cereyan eden uzun müzakerelerden sonra eski durumun muhafazası şartıyla bir anlaşma yapılmış fakat İngilizler Ceziret-ül Arab’ın iki stratejik noktasından birinde kendilerine tutunacakları bir siyasi ve fiili nüfuz noktası ele geçirmiş oldular.

Sultan II. Abdülhamid Han, bu İngiliz muvaffakiyetine bir mukabele teşkil etmek üzere Ceziret-ül Arab’ın diğer stratejik noktası olan Akabe’nin işgaline teşebbüs etmiştir. Hicaz demiryolunun Kızıldeniz’e bağlanan en kritik noktasındaki Akabe, Mısırlı muhafızların idaresine bırakılmıştı. Fakat Mısır 1882 yılında İngiliz nüfuzuna girince, tabiatıyla Akabe’nin Mısır’a tabii olmasının ciddi sakıncaları olabilirdi. Gerçekten de Mısır’ın muhafazasında bulunan Akabe’yi, bundan istifade etmek isteyen İngilizler bir İngiliz kıtasıyla takviye ve tahkim etmeye niyetlenmişlerdi. Fakat Sultan II. Abdülhamid Han , Hicaz demiryolunun buraya ulaştığı bir sırada ani bir hareket planlayarak Akabe’yi ele geçirdi. İngilizlerin protestolarına ve donanmalarıyla yaptıkları nümayişlere aldırmayarak harekatı icra ettiler. İngilizlerin sevk ettikleri bir Bedevi kuvveti de kolayca bertaraf edildi.

İngilizler, Sultan II. Abdülhamid’in kararlı ve enerjik davranışı karşısında hududun yeniden tespitine razı olmak zorunda kaldılar. Sultan II. Abdülhamid Han, Mısır üzerindeki İngiliz işgalini meşru addetmediğini bildirerek hududun, yalnızca Mısırlı ve Türk zabitlerden müteşekkül bir komisyonca tespitinin yapılmasında ısrarcı oldu. İngilizler bunu da kabule razı olarak açıkca mağlub olduklarını kabul etmiş oldular. Bu yüzden Kahire’de Halife lehine nümayişler düzenlendi. Orta-Doğu üzerindeki Türk-İngiliz çatışmasının ilk fiili tezahürünü teşkil eden “Akabe Meselesi” Sultan II. Abdülhamid Han’ın dirayet ve cesareti sayesinde Türkler lehine cereyan etmiş olur. Sultan II. Abdülhamid Han, bu suretle Arap Yarımadası’nı “Kuveyt, Akabe ve San’a” noktalarından bir kıskaç altına almaya çalışan İngiliz emperyalizmine ciddi bir darbe vurarak Hilafet siyasetinin yeni bir zaferini temin etmiştir (Piyade Mirlivası Rüştü, Akabe Meselesi, İstanbul, 1326, s. 351-355).

Selametle...
Su iner yokuşlardan, hep basamak basamak;
Benimse alın yazım, yokuşlarda susamak...
Kullanıcı avatarı
Tarık026
Gayretkar Üye
Gayretkar Üye
 
Mesajlar: 56
Kayıt: 28 Eki 2008, 22:36
Konum: Edirne

Dön Dış Meseleler ve Dış Politika

 


  • Benzer Konular
    Cevaplar
    Görüntüleme
    Son mesaj

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 0 misafir