Şeyh Şamil'in Hayatı ve Cihadı...
Kuzey Kafkasya nın "Çarlara baş eğmeyen Mücahid"i
Büyük oluşlara sahne olan, 18 ve 19. asırlar İslam aleminin serhad boylarından Kuzey Kafkasya 'da büyük bir hürriyet ve istiklâl mücadelesinin verildiği asırlardır. Tarih, batı sömürgeciliğinin dünyayı sardığı bu dönemlerde kuzeyden gelen bir başka emperyalizm tehlikesine karşı direnen bir ulusun macerasına şahid olmuştur.
Sudan'lı mehdilerin, Cezayir'li Emir Abdülkadir lerin mücadelesi bu kez geçit vermez karlı dağları, zümrüt ovaları ile Karadeniz ve Hazar Denizi arasında Asya ile Avrupa nın kilit noktasını teşkil eden Kuzey Kafkasya'da yaşanır.
15. asırda Altın-Ordu Devletinin iç ve dış entrikalarla ve siyasi ihtiraslar sonucu yıkılması üzerine, Ruslar sıcak denizlere ulaşma politikasını, daha aktif olarak uygulamaya başlarlar. Büyük vahşetler işleyerek 1552 de Kazan, 1556 da Astrahan Hanlıklarını istilâ ederler. Daha sonraları İslam alemi için bir Çin seddi gibi tabii engel teşkil eden Kafkasya, 1.Petro ve 2. Katerina dönemlerinde Rusların akınları kesif bir şekilde buraya yönelecek ve 1783 de Kırım Ruslar tarafından istila edilecektir. Arkasından da tarihe Kafkas-Rus harbleri diye geçen büyük bir mücadele başlar. Böylece 1785 yılında Şeyh Mansur ile başlayan cinad, 1859 yılında Şeyh Şamil in teslim olmasına kadar bir asra yakın sürecektir. Bu döneme Kafkasya tarihinde "İmamlar Devri" denilecek ve Kuzey Kafkasya hürriyet ve istiklal mücadelelerinin en kanlı, en hazin, ama "en şerefli" safhasını teşkil edecektir.
Milletlerin içinde bulundukları tehlikeler, zorluk ve musibetler kendi kahramanlarının yetişmesinde önemli âmillerdir. Bir milletin varoluş mücadelesini verdiği dönemin yoğurduğu, pişirdiği ve çelik gibi bir mücadele ruhu kazandırdığı kimsedir İmam Şamil. Kafkas-Rus savaşlarının destanlaşan mücahidi İmam Şamil'de bu zorlukların ortaya çıkardığı kahraman şahsiyettir.
18. Asır sonlarında Kafkasya'da cihad ruhunu ateşleyen büyük insan Şeyh Mansur; "Ben yalnız hazırlamaya memurum, benden sonra biri çıkacaktır ki, işte o icraya memurdur" derken diyerek müjdelediği İmam Şamil di. Gerçekten de İmam Şamil küçüklüğünden beri bu davaya hazırlanmıştı. Çocukluk arkadaşı Gazi Muhammed ile birlikte Şeyh Cemalettin Efendi'den Tefsir, Hadis, Siyer-i Nebi, Tarih, Hesap, Hendese ve Gramer dersleri almış, bu konuda da kendisine en büyük yardımı Şeyh Cemalettin Efendi'nin kalfası, kendinden dört yaş büyük Gazi Muhammed yapmıştı. Şeyh Cemalettin küçük Şamil için "Bu küçük, yarınların çok büyük adamı olacak" demiştir.
Şamil büyüyecek, İmam seçilecek, vatanın selameti, milletin menfaati için Ruslarla geçici olarak yapılan antlaşmada Ruslara rehin olarak verdiği gözü kadar sevdiği oğlu Cemalettin, on beş yıl sonra geri döndüğünde, bir münasebetle babasının Çarın hakimiyetini tanıyarak onunla bir anlaşma yapmasını istediğinde, İmam Şamil gazaba gelecek ve oğlunu azarlayarak:
-Senin bu sözlerinden sonra gazâvat ilan edeceğim ve Ruslarla son nefesime kadar çarpışacağım. Sende artık çekil karşımdan, bir daha benim gözüme gözükme! diyecek, tam on beş yıl hasretiyle yanıp tutuştuğu oğlunu sürgüne gönderiverecekti. İmam Şamil sürgüne gönderdiği oğlunun yakalandığı hastalıktan can vermek üzere iken görebilecekti.
Kafkasya da en yaygın tarikat olan Nakşibendi tarikatının müntesibi olan İmam Şamil, zamanla şeyhlik makamına yükselir. Etrafında kendisine büyük bir sadakatle bağlı binlerce müridi vardır. Nakşi tarikatı onunla Kafkasya da asli hüviyeti ile gerçek bir dinamizm kazanmıştı. İmam Şamil in müridleri cihad ruhu ve Allah aşkı ile öylesine dolu idiler ki, savaş meydanlarında kılıçlarının şakırtıları ile tevhid ve kelime-i şehadet sesleri hem-ahenk düşmana saldırıyorlardı. Onların bu halleri daha sonra "Kafkasya da Müridizm Hareketi" olarak bilinecek ve eserler yazılacaktır.
İmam Şamil kuvvetli bir hatip, kahraman bir savaşçı idi. O 1834 yılında İmam seçildiğinde, Kuzey Kafkasya halkının Ruslarla olan mücadelesi en yüksek dereceye çıkmıştı. Şamil, İmam seçilir seçilmez aralarında anlaşmazlıklar bulunan kabilelerin birleşmesini ve anlaşmasını temin etmiş, kabileler arasında uzun zamandır süre gelen düşmanlıkları sonlandırmış, bütün dünya tarafından "Çarlara baş eğmeyen dağlı" unvanı verilecek ve Kuzey Kafkasya nın efsanevi kahramanı haline gelecektir.
İmam Şamil'in askeri dehası karşısında dünyanın sayılı harp akademilerini bitiren şöhretli generaller diz çökmüş, çaresiz kalmış, unvanlarını kaybetmiştir. İmam Şamil; "Kafkasyalı bir çocuğun asılması, yüz Rus askerinin sağ kalması demektir." Diyerek saldıran , köyleri yakıp yıkan, kadın ve çocukları kurşuna dizen Rusları bozguna uğratmış, Kuzey Kafkasya halkının bu hürriyet ve istiklal mücadelesine hayran kalan Karl Marx bile 1848 de hayranlığını şöyle dile getirmiştir; "Hürriyetin nasıl elde edilmesi lazım geldiğini Kafkasya halkından ibretle öğreniniz, hür yaşamak isteyenlerin nelere muktedir olduğunu görünüz, Milletler onlardan ders almalıdırlar".
Ruslar, Kuzey Kafkasya da bütün köyleri mahvederek, kadın ve çocukları katliama tabi tutarak ilerliyorlardı. Süleyman Nazif'in "Ruslar, Kafkasya nın zabtına itham için dünyada ne kadar vahşet ve mezalim mevcut ve kabil ise hepsini insaniyetin ve tarihin gözü önünde irtikab etmekten ne çekindiler, ne utandılar" diyerek işaret itteği Rus istilası yavaş, yavaş Kafkasya'yı sarıyordu. Ruslar, 300.000 kişilik ordusu ile 6 Eylül 1859 yılında bütün dünyanın gıpta ettiği Kuzey Kafkasya halkının dillere destan o hürriyet mücadelesi Dağıstan daki Gunip Dağında hazin bir şekilde son buldu. Kafkasya nın o uzun boylu, geniş omuzlu, ince belli, gür kaşlı, kartal bakışlı, başında Kafkas kalpağı, üzerinde Kafkas elbisesi, kırmızıya çalan sakalı ile mücessem bir dağlı mücahidi İmam Şamil silahını bırakıp teslim olmak zorunda kaldı. İmam Şamil'in teslim olmasından sonra bu mücadele biraz daha devam etti. Ancak akıbet kaçınılmazdı, Din, şeref ve haysiyetleri uğruna savaşan, binlerce şehid veren bu yiğit kahraman insanları bu sefer de tehcir faciası beklemektedir. 1.5 Milyona yakın Kafkaslı canından aziz bildiği memleketlerini terk edecekti.
İmam Şamil, yanındaki yüz kadar müridiyle bir müddet İstanbul da ikamet eder, niyeti mukaddes topraklara gitmektir. İstanbul da bulunduğu sıralarda, Onun Cuma namazları için camiye gidişleri büyük bir olay olurdu. Bir ara Sultan Abdülaziz ile sohbet ettiklerinde: "Eğer ecdad-ı izamınız bu noktadan Kafkasya Müslümanlarına yardım etse idiler, şimdi vaziyetimiz böyle olmaz, boynumuz bükülmez, biz de bir yetim ve öksüz menzilesine düşmez idik." serzenişte bulunur. Sultan Abdülaziz bu sözler karşısında bir müddet susacak ve daha sonra Rusya ile komşuluk esasları ve endişelerinden dolayı yardım edemediklerini ifade etmesi üzerine Şeyh Şamil şu dikkate değer cevabı verecektir: "Zat-ı Şahaneleri şuna emin olsunlar ki, Çarlığın ihtirasları günün birinde istese de istemese de Devlet-i Aliyyenizi kendisi ile karşı karşıya getirecek, belki bu cihad bütün İslam dünyası içinde bir Cihad-ı Mukaddes olacaktır."
İmam Şamil bir müddet sonra Hicaz'a gitmek üzere yola çıkacak ve orada Mukaddes Beldenin manevi havasını teneffüs ede ede gözlerini fani dünyaya yumacak ve Ahiret yolculuğunu gerçekleştirecektir.
Selametle...



News