Şefkat Abidesi Bir 'Hızır' Gibiydi!

II. Abdülhamid Han'ın nasıl bir karaktere sahip olduğu ve özel hayatında ne gibi noktalar bulunduğuyla ilgili paylaşım ve yorum yapılabilecek forum.

Mesajgönderen Tuğra » 20 Eki 2010, 03:24


Sultan Abdülhamid'in 15 sene başkâtipliğini yapan Tahsin Paşa, hünkârın,
tebaasının (halk) dert ve sıkıntılarıyla nasıl hemhâl olduğu, darda kalanların
imdadına -ayrım gözetmeksizin- nasıl bir "Hızır" gibi yetiştiği ve sınırsız bir
şefkat ve lütufla derde derman olmaya çalıştığı hakkında şöyle enteresan ve
bir o kadar da hayret-engiz bir vak'a nakleder:
"Bir akşamdı. Mabeynde (Harem ile Selamlık arasındaki oda) nöbetçi
olarak ben kalmıştım. Gelen mektup, telgraf, rapor ve tezkerelerin (pusula)
listesini tertipleyip huzura çıkarmak üzereyken bir telgraf geldi.
İstanbul'da Laleli postanesi memurlarından birinin Yıldız'a çektiği bu
telgrafta, karısının o gece doğum yapacağı, doğumun çok zor olacağına dair
doktorlar tarafından dikkat işareti verildiği, elinde hiçbir vasıla bulunmadığı
ve merhamet-i şahaneye (padişahın merhametine) sığındığını bildiriyordu.
Bozdağ, Harem Penceresinden Sultan Abdülhamid, İstanbul, 1995, Emre Yay., s. 99-104;
Armağan, a.g.e., s. 64-65.
14 Nahid Sırrı Örik, Abdülhamid'in Haremi, İstanbul, 1989, Arba Yay., s. 34.
Bu telgrafa kıymet vermedim ve onu listeye almadım. Huzurda padişah,
âdeti icabı her şeyi ayrı ayrı gözden geçirdikten sonra ilave etti: 'Başka bir şey
var mı?'
Telgrafı söyledim ve arza değmeyeceğini düşünerek listeye almadığımı
ifade ettim. Emir verdi: 'Hemen getiriniz.' Getirdim...
Dikkatle okudu ve derhal mütehassıs (uzman) bir tabip (doktor) ve bir
yaverle (yardımcı) doğru Laleli'ye giderek doğumu kontrol altına almalarını,
benim de kendilerine refakat etmemi ferman etti. Gittik ve işimizi bitirip
sabaha karşı döndük.
Bir de ne görelim! Hünkâr, bahçe üzerindeki odasında, ışıkları açık, cama
vurarak bizi çağırmıyor mu? Sabaha kadar uyumayıp bizi beklediğini anladık.
Neticeyi sordu. Doğumun zor olduğunu, fakat müdahaleyle kadının
kurtulduğunu, çocuğa "Abdülhamid" isminin verildiğini; ihsan-ı şahanenin
(padişah hediyesi) de aile reisine teslim edildiğini ve adamın ağlayarak ömür
ve devletlerine dua ettiğini anlattım. Bizi ayakta dinledi, sadece rahatladığını
gösteren bir "oh" çekti ve sabah namazına durdu."
Başka bir seferinde de, fırıncıların, okkası 30 paraya satılan ekmeğin
fiyatına 10 paralık zam yapmak istediklerini öğrendiğinde Sultan
Abdülhamid buna karşı çıkmış ve onları huzuruna çağırıp görüşerek, zammı
geri çektirecek şu etkili sözleri sarf etmişti:
"Siz yine ekmeği 30 paraya satmaya devam edin. Sattığınız her ekmek
için istediğiniz 10 parayı ben vereceğim. Çünkü bir memlekette ekmek
fiyatına zam yapılırsa, bunu bütün zaruri ihtiyaçların pahalılaşması gibi bir
hareket kovalar ki, halkımız bundan büyük ıstırap çeker."
Kullanıcı avatarı
Tuğra
Yönetici
Yönetici
 
Mesajlar: 121
Kayıt: 23 Eki 2008, 17:31

Dön Kişiliği ve Özel Hayatı

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 0 misafir