ZİNNİRE HATUN (r.anha)
Zinnîre hatun Rum asıllı olup Mekke eşraflarından önde gelen bir müşrikin cariyesiydi.
Zinnîre hatun İslamiyet’in başlangıcında müslüman olmuş ilk Müslüman kadınlardandı. Kendisi Mekke’deki zayıf ve korumasız Müslümanlardandı.
Zinnîre hatun müşrikler tarafından tevhid dinini bırakıp kendi dinlerine döndürülmek istenen ve bunun içinde ağır işkencelere uğratılan kadın köleler arasında idi.
Ömer b. Hattab Müslüman olmadan önce üzerine yürüyüp bo-ğazına sarılır; elleri yanlarına düşüp, öldü sanılıncaya kadar sıkar, sıkardı. Daha sonra Zinnîre hatun kendi kendine dirilir, bu kezde Ebu Cehil’in hışmına uğrardı.
Bir gün Ebu Cehil ona öyle şiddetli işkenceler uygulamıştı ki Zinnîre hatunun gözler kör oldu.
Onun kör olduğunu gören Ebu Cehil:
-Ey Zinnîre! Gördün mü? Lat ve Uzza gözlerini elinden aldı da seni kör etti dedi.
Zinnîre hatun:
-Ey Ebu Cehil! Hayır, vallahi bu söylediğin gibi değildir. Benim gözlerimi kör eden Lat ve Uzza değildir. Çünkü onlar iyilik ya da kötülük yapmaktan aciz birer taş parçalarıdır. Yarar ya da zarar vermeyi kadir olamazlar, onlar hiç bir şeyi göremezler.
Onlar kendilerine ne tapanları, ne de tapmayanları bilir. Şu başıma gelen ise semavi bir iştir. Benim Rabbim gözlerimi kör ettiği gibi geri vermeye, beni tekrar gördürmeye kadirdir dedi.
Zinnîre hatunun işkenceler sonucu kör olduğunu işiten diğer müşriklerden bazıları oraya gelmişler:
-Onun gözlerini kendilerini terk ettiği için Lat ve Uzza kör et-miştir demekteydiler.
Zinnîre hatun söylenenleri işitince:
-Allah’ın (c.c) Beyti üzerine yemin ederim ki şu kişiler yalan söy-lemektedirler. Lat Ve Uzza nihayet birer taş parçasıdırlar, ne yarar ne de zarar verebilirler dedi.
Ebu Cehil etraflarını toplanan müşriklere:
-Muhammed’in izi sıra giden şu akılsızlara şaşmaz mısınız? Eğer Muhammed’in getirdiği şey gerçekten hayırlı olsaydı biz Ona uymakta bunlardan önce davranır, muhakkak ki onları geçerdik. Şu aklı kıt Zinnîre’nin doğruyu bulmakta bizi geçeceğini mi zan-nediyorsunuz? Dedi.
O gece geçip sabaha çıkınca Yüce Allah (c.c) Zinnîre’nin gözle-rini geri verdi, onu gördürdü.
Kureyş müşrikleri ona gözlerinin geri verildiğini görmeye baş-ladığını işitince:
-Vallahi bu da Muhammed’in sihirlerinden bir sihirdir demek-ten kendilerini alamamışlardı.
Hz. Ebu Bekir Zinnîre hatunu satın alarak azat etti, müşriklerin işkencelerinden kurtardı.
Allah (c.c) ondan razı olsun.
==============
ÜMMÜ ÜBEYS HATUN (r.anha)
Ümmü Übeys hatun Zinnîre hatunun kızıdır. Abd. Şems oğul-larından Kureyz b. Rebianın evcesidir. Oğlu Übeysten dolayı Ümmü Übeys lakabıyla anılmaktadır.
Kendisi Zühre oğullarından ya da Teym b. Mürre oğullarından birisinin cariyesiydi.
Ümmü Übeys hatun annesiyle birlikte İslamın Mekke’de çıktığı ilk dönemlerde Müslüman olmuştu. Kendisi Mekke’deki korumasız ve zayıf Müslümanlardan olup Allah (c.c) yolunda işkencelere uğradı. Ona Müslümanlıktan döndürmek için İslamın azılı düş-manlarından Eved b. Abd. Yagus işkence yapardı.
Ümmü Übeys hatunu da annesi gbi Ebu Bekir satın alıp azat etti. Onu müşriklerin işkencelerinden kurtardı.
Allah (c.c) ondan razı olsun.
===============
NEHDİYE HATUN (r.anha) ve KIZI
Nehdiye hatun Nehd b. Zeyd oğulları içinde doğan bir cariye idi. Abduddar oğullrından müşrik bir kadının kölesi olmuştu.
Müşrik sahibesi onun Müslüman olduğunu öğrenince işkence yapmaya başladı.
İşkence yaptıkça ona:
-Vallahi seni azdıranlardan Muhammed’in ashabından birisi satın alıp azat etmedikçe elimden kurtulamayacaksın derdi.
Nehdiye hatunun kızı da bu müşrik kadının eline düşmüştü.
Bir gün yine işkence yapıp dururken onlara:
-Vallahi sizi azat etmeyeceğim. İşkence yapıp duracağım dedi. Onun bu sözlerini oradan geçmekte olan Hz. Ebu Bekir duydu.
Müşrik kadına:
-Ey kadın! Sen şu yemininden vaz geç dedi.
Müşrik kadında:
-Ben yeminimden ancak senin onları satın alıp azat etmen şar-tıyla vazgeçerim. Onların itikatlarını bozanda sen ve senin gibiler dedi.
Bunun üzerine Hz. Ebu Bekir:
-Onların kurtulmalık akçelerini bana bildir dedi.
Müşrik kadın:
-Onların kurtulmalık akçeleri şu kadardır deyip bir miktar söyledi.
Hz. Ebu Bekir:
-Ben onları söyediğin miktara satın aldım ve azat ettim dedi.
Allah (c.c) onlardan razı olsun.
===============
LÜBEYNE HATUN (r.anh)
Lübeyne hatun Müemmel b. Habib b. Temim oğullarının cari-yesi idi.
Lübeyne hatun Hz. Ömer b. Hattab’tan önce Müslüman oldu.
Ömer b. Hattab Müslüman olmadan önce sert, katı ve acımasız bir insandı. Zinnîre hatun ile beraber Lübeyne hatuna da işkenceler yapardı.
Zinnire hatun gibi Lübeyne hatununda boğazına sarılır, gözleri pörtleyinceye, yüzü morarıp kolları yanlarına düşünceye kadar sıkardı. Onu öldü sanıp bıraktıktan sonra Zinnire hatunun üzerine saldırırdı. Onunda boğazını iki kolları yanlarında düşünceye kadar sıkardı.
Ömer b. Hattab bir gün Lübeyne Hatuna o kadar çok işkence yaptı ki işkence yapmaktan yoruldu. Lübeyne hatunu dövmekten, boğazını sıkmaktan bıkıp, yorulunca:
-Ey Lübeyne! Ben seni dövmekten, boğazına sıkmaktan yorul-duğum için bırakıyorum. Yoksa seni acıdığımdan değil dedi.
Bunun üzerine Lübeyne hatun:
-Ey Ömer! Eğer Müslüman olmazsan Allah da (c.c) sana şu bana yaptığın gibi yapacaktır dedi.
Hz. Ebu Bekir Lübeyne hatunuda satın alıp azat etti.
Allah onlardan razı olsun.
============
TULEYP B. UMEYR (r.anh)
Tuleyb b. Umeyr’in annesi peygamberimizin halalarından Erva bnt-i Abdülmuttalip’tir.
Tuleyp b. Umeyr peygamberimiz Dar-ı Erkam’a girdikten sonra müslüman oldu ve Allah (c.c) yolunda yapılan ikinci Habeş hicretine katıldı. Sonra Mekke’ye döndü, oradan Medine’ye hicret ederek iki hicreti birleştirdi. Bedir savaşında bulundu.
Hicretin onüçüncü yılında Rumlarla yapılan Ecnadeyn sava-şında kahramanca savaşıp şehit oldu.
Tuley b. Umeyr şehit edildiğinde otuz beş yaşlarındaydı.
Allah (c.c) ondan razı olsun.
=============
ÜMEYNE (HÜMEYNE) bint-i Halef (r.anha)
Halid b. Said’in zevcesidir. Kocasıyla birlikte ikinci habeş hicretine katıldı.
Allah (c.c) ondan razı olsun.
=================
ÜMMÜLMÜMİNİN
HZ. ÜMMÜ HABİBE REMLE bint-i EBİ SÜFYAN (r.anha)
Kureyş kabilesinin İleri gelenlerinden Ebu Süfyan b. Harb’in kızıdır.
İlk sıralarda müslüman oldu. Kocası Ubeydullah b. Cahş le bir-likte ikinci Habeş hicretine katıldı. Kocası Ubeydullah b. Cahş irtidat ederek Hıristiyan oldu ise de Ümmmü Habibe müslümanlığında sabit kaldı. Kocası ölünce peygamberimiz Onu zevceliğe almış olup, müminlerin annelerinden birisi olma şerefine ermiştir.
Allah (c.c) ondan razı olsun.
=================
SÜVEYBİT B. SA’D (r.anh)
İkinci Habeş hicretine katıldı. Hakkında daha fazla bilgi yoktur.
Allah (c.c) ondan razı olsun
===============
AMR B. CEHM (r.anh)
İkinci Habeş ülekesine yapılan hicrete katıldı. Hakkında daha fazla bilgi yoktur.
Allah (c.c) ondan razı olsun.
===============
HÜZEYME B. CEHM (r.anh)
Habeş ülkesine yapılan ikinci hicrete katıldı. Hakkında daha fazla bilgi yoktur.
Allah (c.c) ondan razı olsun.
===============
MUATTİB B. AVF (r.anh)
Habeş ülkesine yapılan ikinci hicrete katıldı. Hakkında daha fazla bilgi yoktur.
Allah (c.c) ondan razı olsun.
=================
MUHAMMED B. HATIB (r.anh)
Habeş ülekesine yapılan ikinci hicrete katıldı. Hakkında daha fazla blgi yoktur.
Allah (c.c) ondan razı olsun.
======================
HARİS B. HATIB (r.anh)
Habeş ülkesine yapılan ikinci hicrete katıldı. Hakkında daha fazla bilgi yoktur.
Allah (c.c) ondan razı olsun.
=================
CABİR B. SÜFYAN (r.anh)
Habeş ülkesine yapılan ikinci hicrete katıldı. Hakkında daha fazla bilgi yoktur.
Allah (c.c) ondan razı olsun.
================
CÜNADE B. SÜFYAN (r.anh)
Habeş ülkesine yapılan ikinci hicrete katıldı. Hakkında daha fazla bilgi yoktur.
Allah (c.c) ondan razı olsun.
================
OSMAN B. REBİA (r.anh)
Habeş ülkesine yapılan ikinci hicrete katıldı. Hakkında daha fazla bilgi yoktur.
Allah (c.c) ondan razı olsun.
==================
ABDULLAH B. HARİS (r.anh)
Habeş ülkesine yapılan ikinci hicrete katıldı. Hakkında daha fazla bilgi yoktur.
Allah ondan razı olsun.
======================
HARİS B. HARİS (r.anh)
Habeş ülkesine yapılan ikinci hicrete katıldı. Hakkında daha fazla bilgi yoktur.
Allah (c.c) ondan razı olsun.
=======================
BİŞR B. HARİS (r.anh)
Habeş ülkesine yapılan ikinci hicrete katıldı. Hakkında daha fazla bilgi yoktur.
Allah (c.c) ondan razı olsun.
===============
SAİD B. HARİS (r.anh)
Habeş ülkesine yapılan ikinci hicrete katıldı. Hakkında daha fazla bilgi yoktur.
Allah (c.c) ondan razı olsun.
====================
SAİB B. HARİS (r.anh)
Habeş ülkesine yapılan ikinci hicrete katıldı. Hakkında daha fazla bilgi yoktur.
Allah (c.c.) ondan razı olsun.
===================
ÜMEYR (İMRAN) B. RİAB (r.anh)
Habeş ülkesine yapılan ikinci hicrete katıldı. Hakkında daha fazla bilgi yoktur.
Allah (c.c) ondan razı olsun.
===================
NUMAN B. ADİYY (r.anh)
Habeş ülkesine yapılan ikinci hicrete katıldı. Hakkında daha fazla bilgi yoktur.
Allah (c.c) ondan razı olsun.
====================
ABDULLAH B. MAHREME (r.anh)
Habeş ülkesine yapılan ikinci hicrete katıldı. Hakkında daha fazla bilgi yoktur.
Allah (c.c.) ondan razı olsun.
=====================
ABDULLAH B. SÜHEYL (r.anh)
Habeş ülkesine yapılan ikinci hicrete katıldı. Hakkında daha fazla bilgi yoktur.
Allah (c.c) ondan razı olsun.
================
SA’D B. HAVLE (r.anh)
Habeş ülkesine yapılan ikinci hicrete katıldı. Hakkında daha fazla bilgi yoktur.
Allah (c.c) ondan razı olsun.
=================
AMR B. EBİ SERH (r.anh)
Habeş ülkesine yapılan ikinci hicrete katıldı. Hakkında daha fazla bilgi yoktur.
Allah (c.c) ondan razı olsun.
====================
İYAZ B. ZÜHEYR (r.anh)
Habeş ülkesine yapılan ikinci hicrete katıldı. Hakkında daha fazla bilgi yoktur.
Allah (c.c) ondan razı olsun.
====================
HARİS B. ABD. KAYS (r.anh)
Habeş ülkesine yapılan ikinci hicrete katıldı. Hakkında daha fazla bilgi yoktur.
Allah (c.c) ondan razı olsun.
==================
FATIMA BİNT-İ MÜCELLEL(MUHACCEL) (r.anha)
Fatıma bint-i Mücellel (muhaccel) hatun kocası Hatip b. Haris ile ikinci Habeş hicretine katıldı.
Allah (c.c) ondan razı olsun.
==================
AMİRE BİNT-İ SA’DİY (r.anha)
Amire bint-i Sa’diy hatun kocası Malik b. Zem’a ile birlikte ikinci Habeş hicretne katıldı.
Allah (c.c) ondan razı olsun.
=================
ÜMMÜLHAYR SELMA BİNT-İ SAHR (r.anha)
Ümmülhayr Selma bint-i Sahr hatun Hz. Ebu Bekir’in annesi-dir.
Ümmülhayr Selma hatun Hz. Hamza’nın müslüman olduğu, Hz. Ebu Bekir’in Mescid-i Haram’da halkı Allah’a (c.c) ve Resulüne imana davet etmesi üzerine müşrikler tarafından dövüle, dövüle yere serildiği, öldü diye evine getirildiği günün gecesinde Dar-ı Erkamda bulunan peygamberimizin yanına gidilip, Hz. Ebu Be-kir’in:
-Ya Resulallah! Şu annem çocuklarına karşı çok şefkatli, sevgi dolu bir annedir. Sense çok mübarek bir insansın. Onun için Al-lah’a (c.c) dua ile kendisini islamiyete davet et. Belki Allah (c.c.) sayende onu cehennem ateşinden kurtarır demesi üzerine peygam-berimiz:
-Ya Rabbi! Ümmülhayr’ı hidayet nasip eyle. Onu cehennem ateşinden azat eyle dua ettikten sonra:
-Ey Ümmülhayr! Sen Allah (c.c) ve resulüne iman et ve cehen-nem ateşinden kurtul buyurdu.
Ümülhayrda kelime-i şahadet getirerek müslüman oldu.
Allah (c.c) ondan razı olsun.
===============
HZ. HAMZA B. ABDÜLMUTTALİB (r.anh)
Nübüvvetin altıncı yılında peygamberimizi pek sevindiren, gül yüzünde güller açtıran diğer olay ise amcası Hz. Hamza’nın müslüman olmasıdır.
Hz. Hamza Ebu Bekir’in müşriklerce öldüresiye dövüldüğü, yüzünün dümdüz edildiği, kendisinden ümit kesilip öldü sanıldığı gün müslüman oldu.
Hz. Hamza peygamberimizden iki, bir başka rivayete göre de dört yaş büyüktü.
Ebu Leheb’in cariyesi Süveybe hatun önce Hz. Hamza’yı son-rada peygamberimizi emzirdiğinden o peygamberimizin hem am-cası, hemde süt kardeşiydi.
Ebu Bekir’in öldüresiye dövülme olayından sonra peygambe-rimiz yanında bazı Müslümanlar olduğu halde Safa tepeciğinin yanına gelip oturmuştu.
Onun oraya gelip oturduğunu gören Ebu Cehil yanında Adiyy b. Hamra ve İbn.Asda’ olduğu halde gelip peygamberimize sövüp saymaya başladı.
Sövüp sayarken getirdiği hak dinini ayıplıyor, peygamberliğini küçümsüyor, peygamberimizin hiç hoşlanmadığı, en çok incindiği sözleri söyleyip duruyordu.
Peygamberimiz ise ona hiç bir cevap vermedi. İncinmiş ve üzgün bir halde evine gitti.
Abdullah b. Cüd’anın azaldı bir kadın kölesi Ebu Cehil’in pey-gamberimize söylediklerini duymuştu.
Ebu Cehil ise peygamberimizin oradan ayrılmasından sonra Kabe’nin yanında Kureyşilerin toplu olarak oturup sohbet ettikleri yere gitti ve orada bir kenara oturdu.
Hz. Hamza ise bir müddet önce ava gitmişti. Kendisi mahir bir avcı idi. Sık, sık avlanmaya giderdi. Hz. Hmza aynı zamanda Kureyş yiğitleri arasından en şerefli, en güçlü olanı; taşkınlığa, haksızlığa hiç dayanamayanı idi.
Hz. Hamza’da avdan ya da yoldan döndüğünde Kabe’yi tavaf etmeden, Hıcr mevkiinde oturan Kureyş ileri gelenleriyle konuş-madan evine gitmezdi.
Ebu Cehil peygamberimiz hakkında ileri geri konuştuğu, O’nu incittiği sonrada Hıcr mevkiine gelip oturduğu sırada avdan dönen Hz. Hamza Kabe’yi tavaf etmek ve Kureyş ileri gelenleriyle ko-nuşmak üzere o tarafa doğru gelmekteydi.
Ebu Cehil’in peygamberimize söylediklerini duyan ve olup bi-tenlerin şahidi olan azatlı kadın köle onun geldiğini görünce karşı çıkıp:
-Ey Ümare’nin babası! Kardeşinin oğlu Muhammed’e (a.s) biraz önce Ebul hakem b. Hişam tarafından yapılan kötülüğü görmüş, söylediği çirkin sözleri duymuş olsaydın hiç dayanamaz da hemen karşı gelirdin.
Ebul Hakem kardeşinin oğlunu orada otururken bulup, Kendi-sine sövüp saydı. Hoşuna gitmeyecek sözler söyleyip, fena halde incitti. Sonrada dönüp gitti. Şimdi ise şurada oturmaktadır dedi.
Hz. Hazma kadından duydukları nedeniyle Ebul Cehil’e son derece öfkelendi. Yüce Allah (c.c) onun bu öfkesini hayra tebdil etti.
Hz.Hamza hemen; hiddetle Mescid-i Harama doğru yürüdü. Onu görenler selam veriyor, onunla konuşmaya çalışıyordu ama onun gözleri kimseyi görmüyordu.
Hz. Hamza Ebu Cehil’i Kureyşilerden bir cemaatin arasında oturur, onlarla sohbet ederken buldu. Hemen başucuna dikilip ya-yını Ebu Cehil’in kafasına şiddetle vurması bir oldu. Darbenin şid-detiyle Ebu Cehil’in kafası fena halde yarıldı. Hiddetini engel ola-mayan Hamza:
-Ey Ebul Hakem! Sen misin kardeşimin oğlunu sövüp sayan? İşte bende onun dinindeyim ve onun söylediklerini söylüyorum. Gücün yetiyorsa Ona yaptıklarını bana yapta göreyim diye bağırdı.
Ebu Cehil’in başının fena halde yarıldığını, kanlar aktığını gö-ren Mahzum oğullarıdan bazı kişiler Hz. Hamza’ya karşı hemen silkinip kalktılar.
-Ey Ebu Ümare! Biz seni dininden dönmüş görüyoruz diye ba-ğırdılar.
Hz. Hamza kükreyerek:
-Onun dininin gerçek olduğu bence belli olmuştur. Beni Ona tabi olmaktan kim men edebilir? Sizlerde şahit olunuz. Ben Mu-hammed’in (a.s) Resulallah olduğunu şehadet ediyorum. Onun söy-ledikleri hak ve gerçektir. Vallahi ben artık ondan ayrılmam. Eğer sözünüzde sadıklarsanız haydi bana engel olunuz da göreyim dedi.
Ebu Cehil’e Hamza’nın başına vurduğu yaydan çok söylediği sözler yaralamıştı. Onun gerçekten Muhammed’e (a.s) tabi olma-sından korktu. Bütün bu söylediklerine kabile gayretinin neden olduğunu var saydı.
Bu nedenle alttan alarak:
-Ey Mahzum oğulları! Ebu Ümare’yi rahat bırakınız. Vallahi ben onun kardeşinin oğlunu çok kötü bir şekilde sövüp saymıştım. Ben onun bana yaptığı hareketi çoktan hak ettim. Bir amcanın kardeşinin oğlunu korumasından daha doğal ne olabilir? Onun size söylediği sözleri ancak bana çok kızgın olduğu için kabile gayretiyle söylemiştir dedi.
Hz.Hamza evine gelince Ona şeytan musallat oldu. Vesvese vermeye:
-Sen Kureyşin seyidi ulu kişisi idin. Şu atalarının dinini yeren, akıllarını akılsızlık sayan kişiye tabi olarak atalarının dinini bıraktın ha! Böyle yaparak hem kendini, hemde atalarını küçük düşürdün. Ölmek şu yaptığın şeylerden çok daha hayırlıdır diyerek kalbini, zihnini karıştırmaya, bulandırmaya başladı. Bütün bu yaptık-larından, söylediği sözlerden pişman olur gibi oldu. Bütün geceyi gözünü kırpmadan şüpheler, çalkantılar içinde geçirdi.
Sabah olmaya yakın bir zaman da yerinden doğrularak:
-Allah’ım (c.c)! Şu yaptığım şey doğru ise doğruluğunu kalbime tasdik ettir. İçimdeki şüpheleri çıkar at. Doğru değil ise bana doğru yolu göster. Bu yolu kalbime doğdur diye dua etti. Daha fazla da-yanamayarak Kabe’ye gitti. Örtüsünün altına girip göğsünü Hakka açtı. Aynı duayı orada da yineledi. Daha sonrada peygamberimizin yanına geldi. Ona:
-Ya Muhammed (a.s)! Ey kardeşimin oğlu! Ben hâlâ şüpheler içinde bocalayıp durmaktayım. Bütün gece gözümü kırpmadan gerçeği arayıp durdum ama bulamadım. Ben öyle bir iş içine düştümki çıkış yolunu da bulamıyorum.
Ey kardeşimin oğlu! Senin bana bu konuda bir kaç söz söyle-meni arzu ediyorum dedi.
Bunun üzerine peygamberimiz ona vaaz ve nasihatlerde bulun-du. Kendisinin peygamber olduğunun delillerini, ahret azap ve ni-metlerini anlattı. Onu azapla korkutup cennetle sevindirdi. Yüce Allah (c.c) kalbine imanı Resulallahın sözleriyle yerleştirip pekiş-tirdi. Kalbindeki şek ve şüpheleri silip yakîn ile doldurdu.
Hz. Hamza daha sonra bu konuda söylediği bir şiirinde şunları söylemiştir.
Kalbimi hanif dine, İslamiyete yönelttiği zaman Allah’a (c.c) hamdettim.
O Din ki her şeyi ilmiyle sarıp kuşatan, içlerdeki iyiliği de kötü-lüğü de bilen, yarattıklarını nimetleriyle besleyen Allah’ın (c.c) katından gelmiştir.
Onun emirleri okunduğu zaman kalp ve akıl gözleri açık olan-ların gözlerinden yaşlar boşanır.
O emirler ki Kuran ayetleri olarak Muhammed’e (a.s) indiril-miştir.
O Muhammed (a.s), O Ahmed-i Mustafa’dır. O Allah’ın (c.c) şek ve şüphesiz resuludür ki sözü dinlenir, Kendisine boyun eğilir.
Sakın ha Onu bâtıl ve sert sözlerle bürümeye, örtmeye kalkış-mayınız.
Hayır! Hayır! Vallahi biz o kavimle aramızdakini kılıçla halletmedikçe kendisini hiç kimseye vermez, Ona olan yardımlarımızı kesmeyiz.
Hz. Hamza’nın iman etmesi müslümanlara büyük bir güç verdi. Müşrikler peygamberimize ne zamandır yapageldikleri işkencelerin bir kısmından vaz geçmek zorunda kaldılar.
Hz. Hazma Allah (c.c) yolunda Medine’ye hicret etmiş; Bedir ve Uhud savaşlarında bulunmuş, bu savaşlarda büyük yararlıklar ve kahramanlıklar göstermişti.
Uhud’ta iki elinde iki kılıç olduğu halde:
-Ben Allah’ın (c.c) aslanıyım diyere döne, döne çarpışmış Vah-şi’nin sindiği yerden attığı bir harbe darbesi ile şehit olmuştur.
Hz. Hamza ashabın en yiğitlerindendi.
Resulallah onun için:
-Cebrail (a.s) bana gelerek; Hamza b. Abdülmuttalib’in gökteki-ler katında; Allah’ın (c.c) ve resulünün aslanıdır diye yazıldığını haber verdi buyurmuştur.
Yine peygamberimiz onun hakkında:
-O Seyyidüşşühâ’dır. O şehitlerin seyidi, ulusudur. O melekler tarafından yıkanmıştır buyurmuştur.
Hz. Hamza orta boylu çok heybetli bir zat-ı muhterem idi.
Allah (c.c) ondan razı olsun.
=================
HZ. ERVA BİNT-İ ABDÜLBUTTALİB (r.anha)
Erva bint-i Abdülmuttalib peygamberimizin halasıdır. Annesi Fatıma bint-i Amr b. İmran’dır.
Tuleyb b. Umeyr Müslüman olduktan sonra annesinin yanına varıp:
-Ey anne! Bak ben Muhammed’e uydum. Allah’a (c.c) boyun eğerek Müslüman oldum dedi.
Erva hatun:
-Ey oğlum! Hiç şüphesizki Dayının Oğlunun senin yardım ve desteğine herkesten daha layıktır. Vallahi Onu korumaya gücümüz yetseydi biz kadınlar olarak her tecavüzden kendisini korurduk dedi. Oğlunun Müslüman olmasına benimseyip, destekledi.
Annesin bu yumuşak ve mülayim sözleri üzerine Tuleyp b. Umeyr:
-Ey anne! Ben senin sözlerinde imanın ışıltılarını görüyorum. Seni Müslüman olmaktan ve Muhammed’e (a.s) uymaktan alıkoyan nedir? Halbuki kardeşin Hamza’da müslüman olup, kurtuluşa ermiştir dedi.
Erva hatun:
-Şu senin bahsedip, annene tavsiye ettiğin çok mühim bir konu-dur. Ben bu konuda acele etmem. Bakarım; kız kardeşlerim ne yapıyorsa bende öyle yapar, onlardan birisi olurum dedi.
Bunun üzerine Tuleyb b. Umeyr:
-Ey anne! Ben seni iyiliğe ve hayra tavsiye etmekteyim. Ma-demki sen kararsız kalıp beklemek üzeresin o halde ben; sen Ona giderek Müslüman oluncaya, peygamberliğini tasdik edip Allah’tan (c.c) başka İlah yoktur, Muhammed’te (a.s) Onun resulüdür deyinceye kadar Allah’a (c.c) yalvarır dururum dedi.
Oğlunun bu candan temennisi Erva bint-i Abdülmuttalib’i çok etkiledi. Yüce Allah (c.c) doğru yola girmesini istediği bu kuluna hidayet nasip etti, içindeki şüpheleri temizledi.
Erva hatun hiç tereddüt etmeden:
-Ey oğlum! Sende şu ikrarımda şahidim ol. Ben şahadet ederim ki Allah’tan (c.c) başka ilah yoktur, Muhammed’te (a.s) onun resu-lüdür dedi.
Erva hatun iman ettikten sonra peygamberimize dili ile yardımcı olmaktan, oğlunu da bu yolda teşvik etmekten geri durmadı.
Tuleyb b. Umeyr Ebu Cehil’in yanında müşriklerden bir kaç kişi olduğu halde peygamberimize eza ve cefa yaptıklarını görünce dayanamamış, eline geçirdiği bir deve çene kemiğiyle vurup Ebu Cehil’in kafasını yarmıştı.
Ebu Cehil’in yanındaki müşrikler Tuleyb b. Umeyr’i tutup sı-kıca bağladılar.
Ebu Leheb kız kardeşinin oğlunun müşriklerce tutulup bağlan-dığını işitince hemen oraya koşup geldi ve Tuleyb’i müşriklerin elinden çekip aldı ve bağlarını çözdü. Sonra da Tuleyb’i annesi Erva hatuna sağ salim teslim ederken:
-Ey kardeşim! Oğlun Tuleyb’in Muhammed için kendisini teh-likeye attığını görmüyor musun? Eğer yetişmeseydim hâli nice olurdu deyip oradan ayrılıp gitti.
Oradaki diğer müşrikler:
-Ey Abdülmuttalibin kızı! Şu oğlun putlarımızı ve atalarımızı yeren, akıllarımızı akılsızlık sayan bir mühemmem için mi kendini tehlikeye attı? Bu ne kadar şaşılacak bir iştir dediler.
Onların bu sözleri üzerine Erva hatun:
-Oğlumun hayatındaki en hayırlı gün Dayısının Oğluna koruyup kolladığı, Ona yardım ettiği gündür. O muhakkak ki Allah (c.c) katından hayrı getirmiştir dedi.
Erva hatunun bu sözleri açıkça müslüman olduğunu gösteri-yordu.
Müşrikler şaşırarak:
-Ey Abdülmuttalib’in kızı! Sende mi Müslüman oldun diye ba-ğırdılar.
Erva hatunda:
-Evet! Bende Müslümanlardanım dedi. Müşrikler onun bu söz-lerini hemen Ebu Leheb’e yetiştirdiler. Ebu Leheb Erva hatunun yanına gelerek:
-Ey Erva! Senin baban Abdülmuttalib’in dinini bırakıp da Mu-hammed’in dinine tabi olmana şaşılır dedi.
Erva hatun da:
-Ey kardeşim! Bu konuda yanlış yolda olan sensin. Kalk! Hiç bekleme! Kardeşinin Oğlunun yanında dur. Ona yardımcı ve savu-nucu ol.
Eğer Onun dini üstün gelirse sen onun dinine girip kendisiyle birlikte bulunmayı veya kendi dininde kalmayı seçmekte serbest olursun. Aksi halde ona yardımda mazur sayılırsın Çünkü o karde-şinin oğludur. Kardeşinin oğlunu koruyup kollaman nedeniyle kimse seni ayıplamaz dedi.
Ebu Leheb:
-Onun sonradan ortaya koyup çıkardığı; putlarımızı ve atala-rımızı yeren, akıllarımızı akılsızlık sayan şu dinin sahiplerine; bütün Araplar tek yaydan oka tuttukları zaman onu korumaya bizim gücümüz yeter mi? Bütün Arapları karşımıza almak akıllı işi midir? dedi. Sonrada çekip gitti.
Erva hatun ardından:
-Oğlum ve ben Muhammed’e (a.s) yardım edecek, ondan malı-mızı ve canımızı esirgemeyeceğiz dedi.
Allah (c.c) ondan razı olsun.
==============


