Marangoz Atölyesindeki Yangın

Bir insanı anlama noktasında çok şey ifade eden hatıralarla, II. Abdülhamid Han'ı daha iyi anlamak için oluşturulmuş forum bölümü.

Mesajgönderen Vakıf Ahmet » 26 Eki 2008, 21:15


MARANGOZ ATÖLYESİNDEKİ YANGIN, CHÊRİE VE HAYVAN SEVGİSİ

Devlet umurunun ağır ve mesuliyetli kararlarıyla yorulan sinirlerini dinlendirmek için, hemen atölyesine kapanır ve oyalanırdı.
Bir gün atölyeye bu üç güzel kız gelmişler, babamın yaptığı işi seyretmişler, önce babam, daha sonra da kızlar, burasını terk ederek odalarına çekilmişler. Aradan yarım saat geçmiş, atölyenin pencerelerinden duman çıktığı görülmüş, hemen içeri girilmiştir; fakat sebebi meçhul olan bu yangının, iş yerindeki şeylerin hepsi yandıktan sonra söndürülmesi mümkün olmuştur.
Babam bu üç kızı çağırdı, "Odada sizden ve benden başka kimse yoktu, bunu üçünüzden biriniz kasten yaptınız! Hanginiz yaptı ise itiraf etsin, affedeceğim, söz veriyorum!" dedi. Fakat her üçü de inkâr ettiler.
Babamın "Chérie" ismindeki sadık bir köpeği vardı. Bir gün köpeğine: "Chérie! Kim benim düşmanımsa tut, getir" dedi.
Köpek koşarak, o kızlardan birinin eteğine yapıştı. Çekerek babamın önüne getirdi. Kız ağlamaya başlamıştı. Zavallı, nihayet suçunu itiraf etti.
Babamı çok sevdiğini, diğer iki arkadaşını kendi ilerisinde görmeye tahammül edemediğini, onlan zan altında bırakıp, saraydan attırmak ve babamın yanında tek başına kalabilmek için yangını bizzat çıkarttığını, olduğu gibi söyledi.
Babam hiddet etmedi, bu gibi acizlere merhamet ve rıfk İle muamele ederdi. "Zavallı çocuğum sen çok akılsızmışsın!" dedi. "Şayet izdivaç edersen sakın böyle aptalca kıskançlıklar yapma, çünkü her erkek benim gibi olamaz, sonra bedbahtlığına kendin sebebiyet vermiş olursun!" tarzında nasihat edip, saraydan çıkarttı, yaşayacak kadar da ona bir şey temin etti.
Bu sadık köpek, tuhaf bir tesadüfle babamın eline geçmişti. Bir Cuma günü, Hamidiye Câmii'nde namazını kılarken, kapıda beklemekte olan arabasının önüne bir köpek gelip, yerlerde yuvarlanır, derhal kovalar, iki hafta üst üste köpek arabanın önüne gelir, babamın ayaklarına sürünür, yine kovalar, fakat üçüncü hafta köpek babamla beraber arabaya girmeye çalışır. Bu sefer "Dokunmayınız, onu daireme götürün" der. işte "Chérie" saraya böyle girmiştir.
Gayet çirkin, beyazlı, siyahlı, sokakta kalmış bir "fox" köpeği idi, fakat sadakat, hassasiyet ve zekâsına herkesi hayran bırakmıştı.
Babam, hayvanları çok severdi. Beyaz Ankara kedisi ile beyaz papağanı, yıllarca ona arkadaşlık etmişlerdir.
Papağanı, odasının dışında konuşulan şeyleri gelir, babama, gayet güzel bir telâffuz ve sadakatle tekrar ederdi.
Beyaz kedi, yemeğini ancak çatal ile verilirse yerdi. Bu üç hayvan beraber oynaşırlar, beraber gezerler, babamın yanında da beraber bulunurlar, ondan kendilerine müsavi alâka beklerlerdi.

Şadiye OSMANOĞLU - Babam Abdülhamid - Saray ve Sürgün Yılları
En son Vakıf Ahmet tarafından 26 Eki 2008, 21:21 tarihinde düzenlendi, toplamda 1 kere düzenlendi.
Vakıf Ahmet
Gayretkar Üye
Gayretkar Üye
 
Mesajlar: 61
Kayıt: 23 Eki 2008, 17:52

Dön Hatıralarla II. Abdülhamid Han

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 0 misafir