Komitacılık

İkinci Abdülhamid Han dönemindeki dış meseleler ve İkinci Abdülhamid Han'ın dış politikası etrafında paylaşım ve yorum yapılabilecek forum bölümü.

Mesajgönderen Tuğra » 12 Mar 2010, 20:53


Ondokuzuncu asrın başında Yunanlıların önayak olmasiyle Balkanlarda başlayan komitacılık, şu prensiplere dayanıyordu:
1 - Büyük ve toplu kuvvetlere hedef vermeyen küçük ve çekirdek topluluklar halinde birden bire zuhur edici ve darbesini yönelttikten sonra silinip gözden kaybolucu bir hareket tarzı...

2 - Bu hareket tarziyle, büyük kuvvetlerin kümeli bulunduğu şehirler dışında merkezî nizam ve hâkimiyeti altüst etmek, ulaştırma ve münasebeti baltalamak ve dalları gövdeden tecrit etmek...

3 - Devamlı bir (sabotaj), suikast, tedhiş metoduyla önüne geçilmez bir (anarşi) vasıtası yaşatmak ve bu vasat içinde güdülen siyasî emelleri kolaylaştırıcı bir zemin elde etmek...

Düpedüz eşkiyalığın, fikrî ve siyasî bir nevi olan komitacılığı, iş metodu bakımından denizaltı harplerine benzetebiliriz. Denizaltı suyun içinde saklanırken, komitacı da dağlarda gizlenir ve silâhından başka, gözükaralık, çeviklik, serdengeçtilik ve hedefini ustaca tâyin edicilik gibi vasıfları daima üzerinde taşır.

İşte hayatiyet ve hâkimiyetini kaybettiği halde, zahir plânında koskoca bir imparatorluğa mâlik Osmanlı devletinin uzviyetindeki tezadı gösteren ve onu bütün cihana ilân edip bu devletin yıkılmasında öncülük vazifesini üzerine almış bulunan komitacılık, İkinci Mahmud, Abdülmecid ve Abdülâziz devirlerinden sonra, Yunanistan, Sırbistan ve Romanya gibi istiklâle kavuşmuş, Bulgaristan gibi de istiklâl yolunda Balkan devletlerinin ayrı ayrı her birine ve topyekûn Osmanlı devletinin yıkılışına öncülük etmiştir.

Ve o gün Balkan Devletlerinin dışında ve Osmanlı idaresinin içindeki Makedonya, denize açılan kapısı Selânik'e doğru aykırı ihtiraslarını çekerken, kangren olmuş bir uzuv gibi vücuttan kesilip atılması belki daha hayırlı olduğu halde, bir vatan cüz'ü olarak muhafaza ediliyor ve bu vatan cüz'ünün içten ve dıştan vatan bütününü yıkmaya memur korkunç rolü, İkinci Abdülhamîd devrinde son kertesine varmış bulunuyordu.

Makedonya, başta iskelesi Selanik, Türk ana vatanına akıtılan zehir kanalizasyonunun kaynağı olmuştur.
[Necip Fazıl Kısakürek - Ulu Hakan İkinci Abdülhamid Han]
Kullanıcı avatarı
Tuğra
Yönetici
Yönetici
 
Mesajlar: 119
Kayıt: 23 Eki 2008, 17:31

Dön Dış Meseleler ve Dış Politika

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 0 misafir

cron