Karşı Tazyik

İkinci Abdülhamid Han dönemindeki dış meseleler ve İkinci Abdülhamid Han'ın dış politikası etrafında paylaşım ve yorum yapılabilecek forum bölümü.

Mesajgönderen Tuğra » 24 Oca 2010, 02:45


Bulgarlar, güya bağlısı olduktan Babıâli'ye nota vermeye kadar vardılar. Neredeyse bir Balkan harbi patlamak üzereyken büyük devletlerin hızlı müdahaleleri tehlikeyi önledi ve bu politika satrancında Abdülhamîd Hân, daima düşmanının oyununu önceden bildi ve ona göre oynadı.

Türkiye'nin son derece basiretli bir tavırla, boynu bükük görünerek ıslahat tekliflerini kabul ettiği anda tekrar kuduran ve etrafa saldıran Makedonya havzasında Abdülhamîd de derhal harekete geçmeyi ihmal etmedi. Askerlerini hemen harekete geçirdi ve mukabil bir tazyik hamlesine girişti. Osmanlı Hükümetinin bu âni doğruluşu Makedonya'yı hayret ve dehşetlere uğrattı ve Bulgar köylüleri akın akın Bulgaristan Prensliği'ne göç etmeye başladılar. Bulgaristan'da halk ve ordu arasında müthiş bir Türk düşmanlığı alevlendi.

Artık meydana çıkmış bulunuyordu ki, Rus ve Avusturya müşterek teklifi, ihtiyaca uygun ve durumu ıslaha yeterli değildir. Fransızlar bu sürüncemeli vaziyetten artık Avrupa'nın bıktığını ileri sürdüler ve şu tezi ortaya attılar:

"- Makedonya'da ıslahat yapılması ve huzurun yerleşmesi için biricik şart, kontrolün bizzat Avrupalı devletlerce yerine getirilmesidir."

Bu, Türkiye'ye ait vatan cüz'ünün yarı yarıya işgali mânâsınaydı ve üzerinde düşünülebilir tarafı yoktu. Fransa'nın Petersburg Sefiri tarafından ortaya atılan bu teze Abdülhamîd, şu sözle karşılık verdi.

"- Zat-ı Şahane bu fikre tebessümle mukabele ederler!.."

O sıralarda Rusya ve Avusturya İmparatorluklarının tekrar buluşacakları havadisi yayıldı. Fakat Petersburg ve Vıyana'nın tereddüt içinde kıvrandığı gizlenemiyordu. Islahat mevzuunda kontrole bizzat teşebbüs etmek, her iki taraf için de bağlı oldukları Avrupa kuvvetler manzumesini birbirine düşürmek bakımından fevkalade tehlikeli olabilir ve sonunda bu vaziyet onları birbirine düşürebilirdi... Zira Avusturya'nın bağlı olduğu Almanya ittihadı, Avusturya'yı Rusya'ya yaklaşmakta köstekliyor, Almanya ise Abdülhamîd'i tutucu bir tarafsızlık içinde, olup bitenleri seyrediyordu. İngiltere'ye gelince, bu dünya çapında sömürgeci devlet, yegâne rakibinin Almanya olduğunu görüyor, Rusya'yı onun arkasına ve Fransa'yı önüne dikici bir plân takip ediyordu, bu plânın er veya geç bir dünya harbine yol açacağı o zamandan belli oluyor, böylece Avustarya ile Rusya'nın tam bir anlaşmaya varmaları gittikçe imkansızlaşıyor, Türkiye'ye karşı müşterek hareketleri ise kuvvetler muvazenesini sarsacağı ve tarafları müdahaleye davet edeceği için büyük bir musibete sebep olma gibi bir riziko arzediyordu.

Almanya'ya tanıdığı imtiyazlarla İngiltere'nin karşısına onu diken Abdülhamîd, pek yakından ve derinden gördüğü Batılı kuvvetler rekabetini en hassas noktasından üflüyor ve o sayede Makedonya meselesini Türkiye'nin taksimi vesilesi olmaktan uzaklaştırıyor.

Makedonya mevzuunda Almanya susarken İngiltere birdenbire ortaya çıktı ve görüşünü belli etti. İngiltere Hariciye Nâzırı, Viyana Sefirine yazdığı mektupta dedi ki:

" - Osmanlı Hükümetine bağlı ve ecnebî murakebesinden uzak, müslüman valilerin emrine verildikçe, Makedonya'da ıslahat adına hiçbir fikir ortaya atılamaz. Bu meselenin iki yolu vardır. Ya Balkan yarımadası ve Berlin muahedesini imzalayan devletlerle alâkasız hrıstiyan bir valinin tâyini, yahut müslüman valiye Avrupalı muavinlerin bağlanması... Vali muavinlerinin Rusya ve Avusturya tarafından tayinleri uygun olabilir."

Hariciye Nâzırı Lord (Lândsdovn) ânî bir çıkışla buraya kadar gittikten sonra daha ilerilere de varıyor ve Türk ordusuna kadar burnunu sokuyordu.

[Necip Fazıl Kısakürek - Ulu Hakan İkinci Abdülhamid Han]
Kullanıcı avatarı
Tuğra
Yönetici
Yönetici
 
Mesajlar: 119
Kayıt: 23 Eki 2008, 17:31

Dön Dış Meseleler ve Dış Politika

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 0 misafir