Doğu ve Batı karşıtlığı ya da sentezi konusu ne zaman gündeme getirilse Rudyard Kipling'in şu ünlü dizelerini anmak bir gelenek halini almıştır:
East is East and West is West
And never the twain shall meet
(Doğu Doğu'dur,Batı da Batı,
Ve bu ikisi hiçbir zaman birleşmeyecektir.)
Gerçi şiirin devamında,XIX. yüzyıl güç felsefesini anıştıram bir tarzda,"dünyanın iki ucunda iki kuvvetli adam bir araya gelse,bu ayrılık ortadan kalkar" denilmektedir ama bu da oldukça umarsızca dile getirilmiş cılız bir temenni olmaktan ileri gitmez.
Doğu-Batı karşıtlığının ya da hususi bir deyişle Avrupa ve İslam'ın çatışması,günümüzde her iki tarafça o denli kendinden belli bir şey olarak kabul edilmektedir ki,bunların hayali(imaginaire)birer inşa olduklarını,bir vakıadan çok kurgu olarak tarih içerisinde ortaya çıktıklarını iddia etmek en hafif deyimle "gülünç" karşılanabilmektedir.Oysa nasıl milliyetçilik milleti yaratmışsa,Doğu ve Batı karşıtlığı"efsanesi"(mitos) de bugün birer vakıa olarak sorgulanmadan kabul edilen "gerçekliğin" yaratılmasına hizmet etmiştir.
Bu mitos'u eskilere,giderek antikiteye taşıma gayreti de bu kurgunun inşa sürecinin bir parçasıdır.Perslerle Yunanlar arasında cereyan eden ve Yunanların zaferiyle noktalanan Med Savaşları'ndan itibaren kurgulanan bu sözde-karşıtlık efsanesi Oryantalizmle doruğuna ulaşmış, en son örneği Körfez Savaşı'nda bir ülkeyi gerisin geri Orta Çağa iade eden "hijyenik"bombardımanda gördüğümüz bir kutuplaşmanın zeminini hazırlamıştır:Asırların içerisinden süzülüp gelen ürkütücü "imaj" yeniden hortlamıştır.
Thierry Hentsch daha açık sözlü."Doğu bizim kafamızda"diyor Hentsch ve devam ediyor:Bizim Batılı kafalarımzın dışında Doğu yok.Hatta Batı'nın kendisi de yok.Batı,karşıt terimiyle aynı nedenlerle içimizde var olan bir düşünce.Ama biz onu tanımlamaya hiç gerek duymayız:O bizim kendimizdir."(Hentsch 7).
Batı zihniyetinde ancak XVI. yüzyılından beri oluşmuş bir Doğu-Batı karşıtlığından söz edilmeye başlanmıştır.Bu kırılma noktsından itibaren oluşmuş mitosun giderek kendisini bir gerçek halinde kurmasının tarihini Hayali Doğu adlı kitabında tarihi de eleştirel bir analize tabi tutan Hentsch,Btı tasavvurundaki Doğu imgesinin ikili tabiatına dikkatimizi çekiyor.Doğu,başlangıçta"ışıktır,evrensel ruhtur,iç dünyamızın sihirli mıknatısıdır,"ama siyasi boyutuna gelindiğinde,"en küçük bir olayda ,sıçrayan ilk kanda,ışık titreşir,söner:Doğu bizim korkumuzun balçığı içine gömülür;unutulmuşluğa geri çekilir,sonra düş olarak geri döner.Yol dönemecindeki sahte parıltı.Süs.Serap"
Batılı çerçevelerce Doğu despot ve kölelerden oluşur:Doğu günlükotu,tütsü,saman kokar,gizemlidir;Batı "erkek gözlere ram olmaya hazır dişiliktir;ama kndi başına bırakılmayacak kadar da tehlikelere gebedir;şerrinden emin olunması için kıskıvrak yakalanmalıdır.
Bu mahayyel Doğu'nun inşa sürecinde kah 'diktatörlükle kalkınma' gibi modeller desteklenir, kah en 'çağdaşı' şeyh-krallıkları.Amaç Doğu'nun Doğu olarak kullanılmasını temin edecek parametrelerini mahafaza etmek,Hentsch'in deyişiyle Batılı zihniyetlerde çizilen "ölümcül sınır"ın sürmesini temin etmektir.Makyavel'den Montesquieu'ya ve oradan sosyal bilimlere sinmiş şekliyle çağımıza kadar süren uzun bi tarihin öyküsüdür bu.
Mustafa Armağan/Doğu Batı Dergisi Sayı:2


