Filistin de En Sevilen Osmanlı Padişahı

İkinci Abdülhamid Han dönemindeki dış meseleler ve İkinci Abdülhamid Han'ın dış politikası etrafında paylaşım ve yorum yapılabilecek forum bölümü.

Mesajgönderen Tuğra » 05 May 2010, 01:51


Sultan Abdülhamid Han
Sultan Abdülhamid hatıratında şu sözlere yer verir: "Eğer Filistin'de Müslüman Arap
unsurunun faikiyetini [üstünlüğünü] muhafaza etmesini istiyorsak, Yahudilerin
yerleştirilmesi fikrinden vazgeçmeliyiz. Aksi takdirde yerleştirildikleri yerde çok
kısa zamanda bütün kudreti elde edeceklerinden, dindaşlarımızın ölüm kararını
imzalamış oluruz."
Kudüs'ü ve Filistin'i de içine alan Osmanlı Haritası'nı Gösteren O Döneme Ait Kartpostal
Osmanlı Devleti, Filistin’de Yahudi yerleşimini arttırmayı planlayan Siyonist harekete
karşı daima ihtiyatlı bir siyaset takip etmiştir. Sultan II. Abdülhamid, Siyonizm'i siyasal bir
sorun olarak görmekte ve Yahudiler'in kitlesel olarak Filistin’e yerleştirilmelerinin
doğuracağı sakıncaları bilmekteydi.

Resim


Sultan Abdulhamid II
Siyonist hareketin lideri Theodore Herzl, Filistin'in Yahudi göçlerine açılması ve buranın
muhtar bir Yahudi idaresine sahip olmasına karşılık Osmanlı'nın Avrupa Devletleri'ne olan
borçlarının ödenmesi ve Avrupa basınında Padişah lehinde propaganda yapılması teklifini
sunmak üzere Sultan II. Abdülhamid'le görüşme talebinde bulundu. Padişah'la bizzat
görüşemeyen Siyonist Lider Theodore Herzl teklifini 1901 yılı Mayıs ayında Polonya'lı adamı
Philip Newlinsky aracılığıyla Sultan'a iletti. Ancak bu talebe çok hiddetlenen dâhi idareci
Sultan II. Abdülhamid teklifi kesin bir dille reddederek "Eğer Herzl senin arkadaşın
ise ona nasihat et, bu mevzuda bir adım daha atmasın. Ben bir karış dahi olsa
toprak satmam. Zira bu vatan bana değil Osmanlı milletine aittir. Milletim bu
toprakları kanlarını dökerek kazanmışlardır. Ne ile aldıysak onunla geri veririz!"
diyerek tarihi bir cevap vermiştir.

Sultan Abdulhamid II Bununla yetinmeyen Osmanlı Devleti, Filistin topraklarında Yahudi yerleşimini
engellemek için çok önemli hukuki tedbirler almaya başladı. İlk olarak Yahudi yerleşimini
engellemek için 18 Recep 1287 tarihli (1871) İrade-i Seniyye ile Filistin toprakları Miri
Arazi'ye (Devlet Arazisine) dönüştürüldü. Ancak % 20'si yine mülk arazi şeklinde devam
ettiği için Yahudiler bu kısımdan koparabildiklerine yerleşebiliyorlardı.

Resim


Sultan II. Abdülhamid 25 Rebiülâhir 1308/1883 tarihinde neşrettiği iradesindeki hukukî
düzenleme ile Filistin Arazisi hakkındaki muhtemel kanunî boşlukları da doldurarak
Yahudiler'e mülk satışına konulan engelleri daha da arttırdı. Bir taraftan da Hazine-i
Hâssa'daki şahsî mal varlığıyla Filistin'de mümkün olduğu kadar çok toprak satın alarak
Yahudiler'in bu topraklara yerleşme yollarını bütün bütün kesmeye çalıştı.

Resim


Sultan Abdulhamid II
Sultan II. Abdülhamid, Filistin’de Yahudi yerleşimine karşı çıkma nedenlerini 21 Zilhicce
1308 (15 Temmuz 1891) tarihinde yayınladığı iradesinde net bir şekilde açıkladı. Bu nedenlerin
başında da Filistin’de yerleşmek isteyen Yahudiler'in bu topraklarda bir Yahudi Devleti
kurmayı amaçladıkları gösterilmekteydi. 21 Kasım 1900 tarihinde de Yahudilerin Filistin'e
yerleşmelerini önleyici bir tedbir olarak "Mukaddes Toprakların Duhûliye Şatları" adı
altında yeni tedbirler getirilmiştir. Bu şartlara göre Filistin'i ziyaret edecek her Yahudi,
üzerinde mesleği, milliyeti, ve ziyaret sebebi yazılı bir tezkere veya pasaporta sahip olacaktı.
Yahudiler'in elindeki bu tezkere Filistin'e ulaştıklarında görevli makamlarca alınıp
kaydedilecek, 30 günlük sürenin dolmasından sonra ise sınır dışı edileceklerdi. Sultan II.
Abdülhamid durumu daha da netleştirerek daha sonra Filistin toprakları da dahil olmak
üzere bütün Osmanlı Devleti topraklarında Yahudiler'e toprak ve mülk satışını tamamen
yasakladı.

Resim
Osmanlı Dönemi El-Aksa Camii


Sultan II. Abdülhamid'in Filistin’de Yahudi yerleşimine karşı çıkma nedenlerini
fevkalâde bir basiret ve ileri görüşlülükle açıkladığı 21 Zilhicce 1308 (15 Temmuz 1891) tarihli
iradesinde durumu şöyle özetlemiştir:
"Yıldız Sarayı Hümâyûnu Baş Kitâbet Dairesi,
Beyrut Vilâyeti dahilinde Safed Kasabası'nda bulunan ve Hayfa'ya 440 (Dört yüz
kırk) ecnebî Musevinin istidâları vechile Tâbi'iyyet-i Devlet-i Aliyye'ye kabulleri
istîzânın hâvi resîde-i dest-i ta'zim olan 20 Zilhicce 1308 tarihli tezkere-i Sâmiye-i
Sadâret-Penâhileri manzur-i alî oldu. Musevîlerin Kudüs civarında içtima ve iskân
etmeleri, ileride orada bir Musevî hükümetin teşekkülünü intâc edebileceği
müâbesesiyle kat'â câ'iz olmaktan başka; zaten Memâlik-i Şâhâne arâzi-i hâliyeden
ma'dûd olmadığına ve medenî Avrupalıların memleketlerinden tardetdikleri
eşhâsın Memalik-i Şahâneye kabulüne bir sebep olmayıp, hususuyla ortada bir
Ermeni Fesâdı mevcûd iken bu suret aslâ câiz olmayacağına nazaran ne
merkûmenin ne de sair Musevilerin kabûl olunmayarak Amerika'da iskân etmek
üzere geri gönderilmeleri zımnında ba'demâ ayrı ayrı ma'ruzâta hâcet kalmayacak
sûrette Meclis-i Vükelâca umumî bir karâr ittihâzıyla bâ-mazbata arz ve istizân-ı
keyfiyyet olunması muktezâ-ı irâde-i Seniyye-i Cenâb-ı Hilâfet-Penâhî'den
bulunmuş ve binaenaleyh Tezkere-i Sâmiye-i Vekâlet-penâhîleri takımıyla iâde
edilmiş olduğundan ol bâbda emir ve fermân Hazret-i Men Lehü'l Emrindir.
21 Zilhicce 1308 (15 Temmuz 1307 (1891) Ser-Kâtib-i Hazret-i Şehriyârî Süreyyâ"
Bir Mason Teşkilatı Olan
"Osmanlı'nın Ergenekonu"
İttihat ve Terakki Cemiyeti İle Çöküş Başladı
Büyük Osmanlı Sultanı II. Abdülhamid tarafından Filistin’de Yahudi yerleşimi ile ilgili
olarak güdülen kararlı siyaset daha sonra çoğu masonlardan oluşan ve tıpkı bugünkü
Ergenekon gibi terör dahil her türlü gayrimeşru yolu kullanarak amacına ulaşmak için
tetikçileri marifetiyle suikastlar tertipleyen, localarda gizli merasimlerle örgüte katılan üyelerin
eliyle 31 Mart ayaklanması gibi kendi organize ettikleri provakasyonları sahneleyerek halkı
kışkırtıp saray ve hükümet üzerinde baskı kurmak suretiyle Sultan'ı tahtan indiren ve
hapseden "İttihat ve Terakki Cemiyeti" tarafından ortadan kaldırıldı. Yönetimi kanunsuz
bir şekilde ele geçiren örgüt, 7 Eylül 1911 tarihinde Osmanlı Devleti sınırları içinde yaşayan
Yahudiler'in, Arazi Kanunu’nun "Ölü Toprakların İhyası"na ait 78 ve 103.
maddelerinden yararlanmasını sağlamak amacıyla bir "Şura-yı Devlet Kararı" yayınladı.
Örgütün Yahudi yerleşimi için açtığı bu kapı ile Filistin’deki Yahudi nüfusu hızla artmaya
başladı.

Sultan Abdulhamid II
"İttihat ve Terakki Yönetimi"nin Osmanlı Devleti’ni Almanya saflarında I. Dünya
Savaşı'na sokması, ard arda devam eden ihanetler sonucu bir çok cephede yaşattığı yenilgiler
ve Sarıkamış'da 90.000 askerimizin donarak şehit edilmesi gibi bir çok icraatları sonucunda
koca İmparatorluk hızla dağılma sürecine girdi. Sultan II. Abdülhamid Han'ın başta eğitim,
sağlık, haberleşme ve ulaşım olmak üzere dev projelere imza atarak Osmanlı'da inanılmaz bir
yapılanma ve yükseliş hamlesi başlatmasıyla tedirgin olan iç ve dış düşmaların desteği ile
iktidara gelen darbeci "İttihat ve Terakki Yönetimi" yıldızı parlayan koca İmparatorluğu
bir kaç yıl içinde bütün kurum ve kuruluşları ile çökertti. Eğitimli yüzbinlerce beyin gücü I.
Dünya Savaşı ve Balkan Savaşı ile açılan cephelerde şehit oldu. Ayrıca bugün bile başımızı
ağrıtan Ermeni ve Arap tehciri gibi uygulamalara da imza atan örgüt bir çok milletleri
küstürerek mason localarında kendisine biçilen rolü fazlasıyla yerine getirdi.
Filistin'i devlet garantisi ile koruyan ve bu topraklarda yüzyıllarca barış ve huzuru tesis eden
Osmanlı Devleti'nin çöküşe geçmesiyle sahipsiz kalan Filistin ise Siyonist Rejim'in
merhametsiz ellerinde girdiği kan ve gözyaşı dolu bir sancı sürecini yaşamaya devam
etmektedir. Bir kudret eli imdata yetişene kadar..
Masonlar II. Abdulhamid'in Tahtan İndirilişini
"Zafer Yıldönümü" Olarak Kutluyor

Sultan Abdulhamid II
Hür ve Kabul Edilmiş Masonlar Büyük Locası, "Türk Masonları'nın Zaferi" diye
nitelendirilen Sultan II. Abdulhamid'in tahttan indirilmesini kutluyor. Masonlar, II.
Meşrutiyet'in ilanının 100. yılında 2008'i "Hürriyet ve Eşitlik Yılı" olarak ilan
etmelerinin ardından konuyu şimdi de Avrupa Mason Buluşması'na taşımaya hazırlanıyor.

Sultan Abdulhamid II
"Türk Masonluğu'nun ayağa kalkışının 100. yılı anısına uluslararası etkinlikler
düzenleneceği" belirtildi. "Avrupa Mason Buluşması Organizasyon Komitesi"nde yer
alan Türk Masonları'nın girişimiyle alınan karar gereği, Sultan II. Abdulhamid dönemi,
II. Meşrutiyet'in oluşum süreci, Masonlar'ın bu süreçteki oynadıkları rol ve Osmanlı'da
masonik faaliyetler gibi çok kapsamlı çalışmalar yapılacak. Bunun için Türk Masonları'nın
yoğun bir lobi çalışması içinde olduğu belirtiliyor. Hür ve Kabul Edilmiş Masonlar Büyük
Locası, bütün bağlı kuruluşlarına II. Meşrutiyet'in 100. yıl kutlamalarının 2008 boyunca
çeşitli etkinliklerle kutlanması talimatı vermesinden sonra, ülke çapında çeşitli localar
tarafından kutlama programları düzenlenmeye başlandı. Bu doğrultuda "Meşrutiyet
Defileleri", kitap tanıtımları, konferanslar ve benzer etkinlikler düzenlendi.

Sultan Abdulhamid II
Selçuk Üniversitesi Tarih Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Caner Arabacı, II. Abdülhamid'e
karşı darbe yapan İttihat Terakki'nin masonik bir örgütlenme olduğuna dikkat çekerek,
"İttihatçıların kökenleri Jöntürkler'dir ki; bunların ilk örgütlenmeye başladığı yer
İngiliz Sefareti'dir. Talat Paşa ve Ahmet Rıza gibi önde gelen isimler Mason'du.
Abdülhamid'e karşı gerçekleştirilen darbe İttihatçı-Mason-İngiliz işbirliğinin
ürünüdür. Rıza Tevfik, hatıratında anlattıklarına göre darbeden sonra İngiliz
Sefareti'nde teşekkür ziyaretinde bulunulmasını önerir" dedi. Arabacı,
Abdülhamid'in Balkanlar'da isyan başlatan ordu içindeki İttihatçı oluşumun darbe
hazırlığında olduğunu fark ettiğini ve buna karşı 1876 Anayasası'nı yeniden
yürürlüğe koyduğunu kaydederek, "Ancak darbecilerin asıl hedefleri bu değildi.
İttihatçılar iktidarı ele geçirmek, İngilizler de tehdit İslâm Birliği politikasıyla
sömürgelerini sürekli tehdit eden Halife Abdülhamid Han'dan kurtulmak
istiyorlardı. Bu amaçla tarihe 31 Mart Vakıası diye bilinen oyun sahnelenerek
darbe gerçekleştirildi ve Abdülhamid Han başka yer kalmamış gibi Selanik'e
götürülerek bir Yahudi'nin evine hapsedildi. Böylece Filistin'e karşı Osmanlı'nın
tüm borçlarını ödeme teklifi yapan Siyonist Lider Theodor Hertzel'e "Vatan
parayla satılmaz" cevabının adeta intikamı alınıyordu." diye konuştu.

Sultan Abdulhamid II
Doç. Arabacı, Abdülhamid'in nasıl bir Siyonist-Emperyalist darbenin kurbanı olduğunun 1917'de Theodor Hertzel ile İngiliz Dışişleri Bakanı Althur Balfour tarafından Filistin'de Siyonist İsrail Devleti'nin kurulacağının deklare edilmesiyle ortaya çıktığını dile getirerek, "Abdülhamid Han'ın hal'iyle (Tahttan İndirilişiyle), İttihatçıların elinde devlet hızla dağılma sürecine girdi. Masonlar, elbette bunu kutlar. Bunların kutladıkları, Osmanlı'nın yıkılışı, bugün 60. yılını kutlayan İsrail hançerinin saplanışı, Anadolu'nun çöküşü ve Osmanlı'nın çocuklarının borç batağında Batı'ya el açar duruma düşürülüşüdür" dedi.

[Bir Huzur Ülkesi Osmanlı Filistini VE Abdülhamid'i Sani]
Kullanıcı avatarı
Tuğra
Yönetici
Yönetici
 
Mesajlar: 119
Kayıt: 23 Eki 2008, 17:31

Mesajgönderen dark_man » 21 Haz 2010, 16:10


Özellikle cevabı çok güzeldi.Allahım bizim başımıza böyle zeki adamlar nasıb etsin.
dark_man
Kayıtlı Kullanıcı
Kayıtlı Kullanıcı
 
Mesajlar: 1
Kayıt: 21 Haz 2010, 16:04


Dön Dış Meseleler ve Dış Politika

 


  • Benzer Konular
    Cevaplar
    Görüntüleme
    Son mesaj

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 0 misafir