Yıldız Sarayının duvarları kalın ve çok yüksekti. Muhkem ve demirden büyük kapıları vardı. Askerler bu kapılarda gündüz ve gece nöbet beklerlerdi. Harem cihetinde, geceleyin nöbetçiler iç kapının önünde görünür, gündüz ise yalnız uzaktan burasını göz altında bulundururlardı.
Bir gün bu nöbetçilerin kaldırıldığını, saray muhafızlarımın vazifelerine son verilerek izinli gönderildiklerini, yahut başka garnizonlara nakledildiklerini duyduk. Sarayda bir ağır hava vardı. Herkes bir şeyler biliyor, fakat bildiğini açıklamaya cesaret edemiyordu. Babamın saltanatına karşı bir aksülâmel vukua geldiğini, "Meşrutiyet" adı altında yeni bir idarenin uygulanacağını ve babamın hükümdarlık selâhiyetlerini "Meclis-i Meb'usan" ismini taşıyan bir parlamentoya devretmeye icbar edildiğini, o zamanki siyasî anlayışımın müsaadesi nispetinde öğrenmiştim.
Bu telaşlı, sarayda emniyetin yok olduğu sıralarda, İngiltere, Fransa, Almanya gibi büyük devletlerin elçilerinin babamla mülakatları vardır. "Hâli hazır vaziyet karşısında, kendilerine müracaat vâki olduğu takdirde, devletlerinin, babamın emirlerine âmâde olduklarını" resmen bildirmişlerdir. Babam, bilmukabele, teşekkür etmiş ve "böyle bir şeye lüzum olmadığını" beyan etmişdir. Mülakatı takiben babamın: "Bu hazırlıkların, tamamıyla benim hayatımın üzerinde olduğu, gün gibi aşikârdır. Amcam Abdülaziz'in akıbetine maruz kalacağım ise bence malûm! Bununla beraber, etlerimi cımbızla koparacaklarını bilsem, bir ecnebi devlete ilticayı düşünemem. Vatanımdan kaçmak mucib-i ardır. Hatta bu, benim gibi otuz üç sene bir devlete Padişahlık etmiş bir insanın irtikâb edemiyeceği en büyük alçaklıktır. Ben Allahıma ve mukadderatıma tabiim," dediğini bizzat kulaklarımla işittiğim vakit, içinde bulunduğumuz hâlin vehamet derecesini ancak kavrayabilmiştim. Bütün kuvvet ve kudret, şimdi bir gölge gibi, Yıldız duvarları için çekilmişti. Bunun ötesi, meşrutî idarenin muhafazasına memur askerî kıt'alarla işgal edilmişti. Kıt'alar saraydan ziyâde, parlamentoyu koruyacak tarzda vaz ve tertib edilmişlerdi.
Şadiye OSMANOĞLU - Babam Abdülhamid - Saray ve Sürgün Yılları


