Dindar Kişilik ve Yaşantısı

II. Abdülhamid Han'ın nasıl bir karaktere sahip olduğu ve özel hayatında ne gibi noktalar bulunduğuyla ilgili paylaşım ve yorum yapılabilecek forum.

Mesajgönderen Tuğra » 21 Eki 2010, 19:35


Sultan II. Abdülhamid'in kişiliğinin en baskın/güçlü özelliklerinin
başında herhalde dindar ve muhafazakâr olması gelir. Hayatı boyunca
ibadetlerini hiç aksatmamış, abdestsiz evrak imzalamamıştı.
Kadere inanışı fevkalade kuvvetliydi Hacca gidemese de, başkaları
tarafından pek çok defa ruhen orada görülecek ve hatla
Osmanlı'nın "Veli" padişahlarından biri olarak nitelendirilecek
kadar koyu dindar ve takva ehli bir sultandı
Bediüzzaman'ın talebelerinden Mustafu Sungur'un, Üstad'ın ağzından
naklettiğine göre, Abdülhamid "veli" idi;
"Sultan Abdülhamid, velidir. Ben, onu hususî dualarımın içine almışım.
Her sabah, 'Ya Rabbi, sen Sultan Abdülhamid Han ve Sultan Vahidüddin ve
Hanedan-ı Osmaniye'den razı ol' diye dualarımda yad ederim."26
Kızı Ayşe Osmanoğlu'nun da hatıratında temas ettiği gibi, doğru ve tam
dinî itikada sahip bir Müslüman'dan başkası değildi.
Beş vakit namazını kılar, sürekli Kur'an-ı Kerim okurdu. Daima
camilere devam etmiş, Ramazanlarda Süleymaniye Camii'nde namaz
kılmıştı.
Camide namaz kıldığı günlerden birinde Hamza Zâfir Efendi adında
muhterem bir şeyhle tanışıp onunla ahbap olmuş ve Şazeli tarikatına bu
vesileyle intisap etmişti (bağlanmıştı). Keza, Yahya Efendi Tekkesi'nin şeyhi
olan Abdullah Efendi vasıtasıyla da Kadirî tarikatına girmişti.
25 E. Ziya Karal, Osmanlı Tarihi, C.8, Ankara, 1988, s. 249-250.
26 Vehbi Vakkasoğlu, Başkasının Günahına Ağlayan Adam, İstanbul 2005, Nesil Yay., s. 138.

Sultan Hamid, herkesin namaz kılmasını, camilere devam etmesini çok
isterdi. Sarayın hususî bahçesinde beş vakit Ezan-ı Muhammedi okunurdu.
En çok tekrarladığı sözlerden biri de şuydu: "Din ve fen; bu ikisine de
itikat etmek (inanmak) caiz."
Abdülhamid Han ayrıca, -en sahih (doğru) hadis kitabı olan-Bııhârî-i
Şerifi hususî surette (Abdülhamid neşri diye geçer; şu an elimizdeki en
sağlıklı nüshadır) bastırmış ve satışa koydurmadan bütün Müslüman
memleketlerine, camilere ücretsiz hediye etmiştir.27
Nitekim Çanakkale Harbi sırasında, ordumuzun galip gelmesi için Sultan
Abdülhamid'in devamlı surette "Buhârî-i Şerif okuyarak dua ettiğini Atıf
Hüseyin Efendi hatıralarında ifade etmektedir. Şöyle ki:
"Bizim için elden duadan başka ne gelir? Her vakit Buhârî-i Şerif
okuyorum. Bir hatim de ikmal etmek (tamamlamak) üzereyim. İnşallah
duamız Cenâb-ı Hakk indinde müstecab (kabul) olur...
Memleketin selameti, millet-i İslâmiye'nin bu beladan kurtulmasını dua
ediyorum. Hastalığım iyi olsun, yine Buharî'ye başlayacağım. Çanakkale
Harbi'nde hep Buhârî okudum. Cenab-ı Hakk o vakit bizi himaye ve sıyanet
etti (korudu). Yine eder."
Diğer yandan, millî ve manevî değerlere sonuna kadar sadık kalmış,
onları, içeriden ve dışarıdan gelen çirkin saldırılara karşı müdafaa edip
yüceltmiş ve devlet hayatında, İslâm dinini ve Müslümanları korumayı ve
güçlendirmeyi esas alan politikalar üretmiş, icraatlarda bulunmuştur.
Peygamber Efendimiz (a.s.m.) ve kutsal beldesine karşı duyduğu sonsuz
sevgi, hürmet, sadakat ve hizmetleri; O'nun manevî şahsiyetine ve dinin
izzetine hakaret içeren Batı kaynaklı iftira kampanyalarına karşı verdiği
amansız mücadele; yine Avrupalılar ve Ermenilerin millî, tarihî ve kültürel
değerlere yönelik olarak düzenledikleri karalama çalışmaları karşısında
saltanatı müddetince adeta bir "heykel" gibi dikilmesi, Abdülhamid Han'ın
manevî yapısını açıklayan en çarpıcı misallerdendir.

[Son İmparator - Abdülhamid Han'ın Gizemli Dünyası - İsmail Çolak]
Kullanıcı avatarı
Tuğra
Yönetici
Yönetici
 
Mesajlar: 121
Kayıt: 23 Eki 2008, 17:31

Dön Kişiliği ve Özel Hayatı

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 0 misafir