Borç İçin Didinen Padişah ve Eşi

II. Abdülhamid Han'ın nasıl bir karaktere sahip olduğu ve özel hayatında ne gibi noktalar bulunduğuyla ilgili paylaşım ve yorum yapılabilecek forum.

Mesajgönderen Tuğra » 20 Eki 2010, 03:22


Osmanlı Devleti, 1853'teki Kırım Harbi'nden itibaren Avrupalı
devletlerden borç almayı alışkanlık haline getirdiği gibi, çok önceden beridir,
darda kaldığında İstanbul'daki Galata Bankerlerinden de sık sık borç alır
olmuştu. Abdülhamid dönemine kadar bu borçlar öylesine katlanmış ve
altından kalkılmaz hale gelmişti ki (300 milyon lira), devlet 1881'deki
Muharrem Kararnamesi ile resmen iflasını ilan etmek zorunda kalmıştı.
Abdülhamid'in saltanatının ilk zamanlarında devleti kıvrandırmaya
başlayan bu ekonomik bunalım sürecinde bir de, Lorando ve Tubini isimli iki
Fransız Banker'in, Sultan Abdülaziz'e verdikleri borcu geri alamadıkları için,
Fransa kanalıyla alacaklarına karşılık Midilli Adası'nı işgal ettirmeleri ise
durumu daha da zorlaştırır. Eğer Osmanlı Devleti, Kasım 1901'e kadar
bankerlere olan 500 bin altın (faiziyle birlikte 750 bin altın) borcunu ödemezse
Midilli Adasını gözden çıkacaktır.
Devraldığı dağ gibi borcu ödeyememenin ıstırabıyla zaten inim inim
inlemekte olan Sultan Abdülhamid'in sıkıntısını bu son hadise iyiden iyiye
katmerleştirmiştir. Efendisinin sırtındaki dertten haberdar olan Fatma
Pesend Hanım, günün birinde sultanın huzuruna gelir ve Acaba cihan
padişahını bu kadar kaygılandıran şeyin ne olduğu bana söylenemez mi?'
sözüyle adeta çıkışır.
Abdülhamid Han'ın 'Bilmiyor musun? Midilli meselesi. Ne yapacağımı
daha kestiremedim.' cevabına karşılık, Fatma Pesend Hanım'ın söylediği söz
oldukça manidardır: 'Ben de bunun için geldim. Siz ve ben bir aileyiz. Ailede
dertler de, mutluluklar da ortaktır. Ben size sıkıntınıza sebep olan paranın
hiç değilse bir bölümünü verebilirim; belki de tamamını...'
Fatma Pesend Hanım, babasından kalma hatırı sayılır bir mirasa sahipti
ve kocasının 'Teşekkür ederim alamam. Bu parayı hem sana geri nasıl
öderim? Çok gençsin, önünde uzun yıllar var. Benim fazla bir miras
bırakacak durumda olmadığımı bilmen lazım. Hayatın, insanın önüne ne
dökeceği belli olmaz...' sözüyle geri çevirmesine rağmen, parayı devlete
vermekte çok ısrarlıydı ve bir derde derman olmak istiyordu.
Son sözü çok müthiş ve ikna ediciydi: 'Bu devlete benim borcum yok mu
dersiniz! Geri isteyen kim?' Sultan Abdülhamid çok duygulanmış ve eşinin,
hiçbir karşılık beklemeden büyük bir fedakarlıkla
devlet için verdiği parayı almak mecburiyetinde kalmıştı.
Abdülhamid, faiziyle birlikte 750 bin altını bulan borcu, sıkı pazarlıklar
sonucunda 502 bin altına düşürtür ve büyük kısmını eşinin verdiği paralarla
öder, böylelikle Midilli Adası Fransız işgalinden kurtulmuş olur."
Kullanıcı avatarı
Tuğra
Yönetici
Yönetici
 
Mesajlar: 121
Kayıt: 23 Eki 2008, 17:31

Dön Kişiliği ve Özel Hayatı

 


  • Benzer Konular
    Cevaplar
    Görüntüleme
    Son mesaj

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 0 misafir