Almanya İmparatoru Wilhelm, iki defa Türkiye'ye gelmiştir. Tabiî ki, bu her iki seyahatin gayesi de, Alman siyasî ve iktisadî menfaatlerine kapı açmaktı. Başta Hicaz demiryolu inşaatını Alman firmalarına alabilmek ve Alman sanaii için müsait bir pazar olduğu aşikar bulunan Osmanlı topraklarında Cermen çıkarlarına alışveriş kurmaktı.
İşte Kayser Wilhelm bunun için İstanbul'dadır ve İkinci Abdülhamid, misafirini araba ile şehirde dolaştırdığı bir gün bu zevkli nezaket gezmesini fırsat bilen Kayser, tercümana : << Zat-ı Şâhâne'ye söyleyin, Şap Denizi'nde metrûk bir ada vardır, müsaade buyursun da orayı biz işgal edelim>> diyor. Padişahtan tereddütsüz gelen cevap ise şudur: << Haşmetmeâb için böyle bir adanın sözü mü olur, ancak iş'ar-ı devletlerinden evvel burası bizim üssü bahrimiz olmuştur, şimdi askerlerimizi çekmek doğru olmaz. Hem bundan İngiltere de kuşkulanabilir.>>
Bu ince diplomatik karşılığı alan Alman İmparatoruna hayran olup susmaktan başka yapacak iş kalmıyor.
Fakat verdiği cevapla Wilhelm'i mat eden padişâhı, yapacağı bir başka iş bekliyor. O da şu : Saraya döner dönmez, Harbiye Nâzırını çağırtıyor ve Mâbeyn'de telgraf başına geçerek, mahalline keyfiyetin bildirilmesini, adanın işgal edilerek acele tahkim edilmesini söylüyor.
SEMİHA AYVERDİ
(Bağ Bozumu)


