Darbeci zihniyet ve Sultan Abdülaziz’in şehadeti.

yap

Asırları aşan tarihimizde birçok defa gerek dış gerekse onların içerideki maşaları olan çeşitli güçler tarafından şaşırtıcı benzerliklerle ‘siyasî iradeye müdahale’ edilmiştir.

Bu coğrafyada yaşananları daha iyi anlamamızı ve geleceğe doğru bir şekilde yürüyebilmemiz adına bu gibi hadiseleri iyi öğrenmeli ve dersler çıkarmalıyız. Çünkü bu hadiseler geçmişte olduğu gibi gelecekte de karşımıza çıkacaktır.İşte bu siyasî iradeye müdahale darbelerinden biri de, Sultan Abdülaziz Han’ın askerî bir darbe ile tahttan indirilmesi ve katledilmesidir.

Batılı devletlerin yoğun baskısı ve içerideki kendisini kaybetmiş muhalefetin de etkisiyle, Meşrutiyet’i ilân etmesi için 1870’li yıllarda Sultan Abdülaziz’e çok büyük bir baskı yapılmıştı.

Hiç şüphesiz Batılılar Meşrutiyeti Osmanlı Devleti’nin atılım yapması ve güçlenmesi adına istemiyordu. Onların amacı Osmanlı Devleti’nin parçalanmasına giden kapıyı aralamaktı. Nitekim günümüzde de Irak’a demokrasi getiriyoruz veya Arap baharı adı altında İslam coğrafyasına yapılanlar ortadadır. Ne demokrasi geldi bu coğrafyalara ne de huzur. Gelen şey savaş, gözyaşı katliam ve milyonlarca masum insanın hiç sebepsiz öldürülmesi.

Devletin etnik yapısını ve gün geçtikçe tesirini artıran milliyetçilik düşüncesini göz önüne alan Sultan Abdülaziz, rejimin değişmesi taleplerine pek sıcak bakmıyordu. Çünkü o Batılıların gerçek niyetlerinin ne olduğunu bilecek bir ferasete sahipti. Ancak Sultan Abdülaziz Han’ın, amacı Osmanlı Devleti’ni yeniden ihya etmek ve eski ihtişamına kavuşturmaktı. Sultan Abdülaziz askeri gücün öneminin farkında idi. Bu sebeple bilhassa orduyu ve donanmayı güçlendirmeye çalışmıştır. Onun döneminde Türk donanması dünyanın sayılı donanmaları arasına girmiştir. Sultan Abdülaziz yurt dışına, Avrupa’ya seyahat eden ilk Osmanlı Padişahıdır. Günümüzdeki Sayıştay, Danıştay ve Yargıtay’ın temelleri onun döneminde atılmıştır. Ancak bütün bu çabalarının bedelini canı ile ödeyecekti.

Zorbalıkla padişahı tahttan indirmeye karar veren Yeni Osmanlılar, bunun için bir cunta oluşturmuştu Cuntanın, Meşrutiyet’in ilânını beklemeye pek tahammülü yoktu. Mithat Paşa ve Yeni Osmanlılar için asıl konu, iktidar gücünü bir şekilde ele geçirmekti. Elbette ki ele geçirilen bu güç kendilerini kullanan ve yönlendiren yabancı devletlere peşkeş çekilecekti. Sultan Abdülaziz’in devlete vermeye çalıştığı çeki düzenden ve güçlü bir donanma kurmasından rahatsız olan İngiltere, bu gibi düşüncede olanları kendi menfaatleri doğrultusunda kullanıyordu.

Sultan Abdülaziz Hân, 30 Mayıs 1876’da, 46 yasındayken bir “darbeyle”tahttan indirildi. Padişahın tahttan indirildiği darbeyi hazırlayanlar eski sadrazamlardan Hüseyin Avni Paşa, Midhat Paşa, Mütercim Rüştü Paşa ve Şeyhülislam Hasan Hayrullah Efendi’dir.30 Mayıs 1876 tarihinde Harbiye Mektebi Kumandanı yanındaki askerlerle beraber Dolma Bahçe Sarayı’na gelmiş ve Sultan Abdülaziz’i tahtından indirip bütün şahsi servetini yağma etmişlerdir.

Padişah haremleriyle birlikte yağmur altında kayıklara bindirilerek Topkapı sarayına götürülmüş. Yağmurda ıslanan kıyafetlerini dahi değiştirmesine müsaade etmeden onu boş bir odada bekletmişlerdir. Bir süre sonra bir mesaj olarak III. Selim’in öldürüldüğü daireye yerleştirmişlerdir. Daha sonra kendi yaptırdığı Feriye Sarayı’na nakledilmiş. Burada Sultan’a eziyet edilerek aç bırakılmıştır. Tahttan indirildikten 4 gün sonra odasında iki bileğindeki derin kesiklerle bağlı olarak ölmüş bir şekilde bulunmuştur.

Hüseyin Avni Paşa hemen saraya gelmiştir. Yanında getirdiği doktorlara doğru dürüst muayene yaptırmadan alelacele ölüm raporu hazırlanmıştır. Bu raporda son günlerde bunalıma girip intihar ettiği yazılmıştır. Ancak Sultan Abdülaziz’in intihar edecek bir yapıya sahip olmadığı, dinine oldukça bağlı bir insan olduğu, dolayısıyla intihar gibi büyük bir günahı işlemesinin mümkün olamayacağı kendisini tanıyanlar tarafından beyan edilmiştir.

Sultan Abdülaziz’in bu feci akıbetinin araştırılması ve otopsi yapılması icap ederken tam tersine olay yerinde alelacele bir rapor düzenlenmiş ve cenazesi yine aceleyle defnedilmiştir. Cenazeyi yıkayan Sultan Ahmed Camii imamı Sultan’ın iki dişinin kırık olduğunu, saçlarının ve sakalının da bir kısmının yolunmuş olduğunu söylemiştir. Valide Sultan ve cariyelere konu ile ilgili sorular sorulmamış hatta gelen askerlerden birisi Valide Sultan’ın kulağındaki küpeyi çekerek almıştı.

Sultan Abdülaziz’in şehadetinden bir süre sonra eşlerinden Neşerek Hanım’da vefat etmiştir. Neşerek Hanım’ın kardeşi yaşananların müsebbibi olarak gördüğü Hüseyin Avni Paşa’yı ve Harbiye Nazırı Raşid Paşa’yı, hükümet toplantısı esnasında toplantıyı basarak öldürmüştür. V. Murad yaşanan olaylardan sonra bunalıma girmiş ve gittikçe ruhsal yapısı bozulmaya başlamıştır. Bunun üzerine Şeyhülislam’dan yine bir hal fetvası alınarak V. Murad tahttan indirilmiş ve yerine Sultan II. Abdülhamid Hân tahta geçmiştir.

Sultan II. Abdülhamid Hân 1881 yılında Sultan Abdülaziz’in ölümü ile ilgili Yıldız Sarayı’nda bir mahkeme kurdurmuş, yargılama esnasında olayla ilgili olduğu düşünülen birçok kişi ağır cezalar almıştır. Sürgüne gönderilen Mithat Paşa ve Damat Mahmud Celaleddin Paşa 8 Mayıs 1884 gecesi muhafızları tarafından öldürülmüştür.

Şehzade Abdulhamid Kayıhan Osmanoğlu…

You may also like...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Aşağıdaki kutucuğa uygun rakamı yazınız (Sayı İle) *

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.