Ayasofya ibadete açılmalı

ayasofya_ibadete_acilmali_1458352022_189

Devlet-i Aliyye’nin bir numaralı protokol camisi olan Ayasofya’nın bu yalnızlığı hanedan ailesi olarak bizleri çok üzmektedir.

Necip Fazıl’ın şu sözlerini çok önemserim:

“Avrupa, köküne kadar şahsiyet heykeli İkinci Abdülhamid Han’a hürmet ediyordu. Almanya imparatoru (Vilhelm) siyaseti ondan öğrendiğini söylüyor ve Prens (Bismark) tam bir Abdülhamid düşmanı olduğu halde, onu, asrın en büyük siyaset dehası diye gösteriyordu. Eğer Sultan Abdülhamid’e, Ayasofya’yı müze yapması karşılığında bütün dünya hazinelerini vereceklerini söyleseler, nefretle reddeder, imparatorluğunu elinden almakla tehdit etseler son damla kanına kadar akıtmakta tereddüt etmezdi. İnkarcı (Volter)in Allah’ın Sevgilisine ait piyesini Fransız tiyatrolarından Fransa devleti marifetiyle kaldırtan, yoksa bunun harp sebebi olacağını Fransa Hükümeti’nin suratına çarpan, Ulu Hakan Abdülhamid Han’dan başka kim olabilmiştir? O Abdülhümid Han ki, bunca ordusundan yalnız bir tanesiyle birkaç gün içinde Atina kapılarında görünüvermiş ve küçücük bir Yunan şımarıklığını, onlara Ayasofya’dan bahsettirmek yerine (Akropol) önünde ordugâh kurmakla cezalandırmıştı. Şimdi o Yunanlı, baykuş gözlerini üzerimize dikmiş, birinde Ayasofya, öbüründe Rumelihisarı’nın hayali, İstiklâl Savaşı’ndaki küstahlığından beter bir nefs emniyeti içinde dikilip duruyor da, bizde, onun iki gözünü birden çıkaracak (enerji) den eser görünmüyor.”

Sebep?

Çünkü Ayasofya’nın kapılarıyla beraber ruhumuzu kilitlediler. Ruhumuzu kilitlemek için Ayasofya’yı kilitlediler.. Her mâna, her hikmet, her münasebet Ayasofya’ya bağlı…”

Bu sözlere katılmamak mümkün mü?

Evet, Ayasofya Camisi’nin ibadete açılmasını istiyoruz. İnsanların ayakkabılarla uygun olmayan kıyafetlerle Ayasofya’ya girmesi hanedan ailesi olarak çok zorumuza gidiyor. Türkiye bağımsız bir ülkedir. Onun için Ayasofya’nın ibadete açılmasına itiraz etmek kimsenin haddine değildir.
Hepimizin malumu olduğu üzere Müslüman devletler, fethettikleri yerlerde bir mâbedi fethin nişanesi ve sembolü olarak câmîye çevirirler. İslam Hukuku, fetihle ele geçirilen bir yerde, fethi gerçekleştirenlere bu konuda bazı haklar tanımaktadır. Bu haklardan birisi de bir mâbedin câmiye dönüştürülmesidir. Ayasofya, İstanbul fethinin sembolüdür. Çünkü Fatih Sultan Mehmed Hân, Ayasofya’yı fethin sembolü olmak üzere camiye dönüştürmüştür.

Ayasofya Camii İstanbul’un fethinin bir sembolü olmakla beraber Fatih Sultan Mehmed Hân Ayasofya Vakfiyesi’nde şu ifadeler vardır:

“Allah’ın yarattıklarından Allah’a ve O’nun rüyetine iman eden, ahirete ve onun heybetine inanan hiçbir kimse için, sultan olsun melik olsun, vezir olsun bey olsun, şevket ve kudret sahibi biri olsun hâkim veya mütegallib (zâlim ve diktatör) olsun, özellikle zâlim ve diktatör idareciler tarafından tayin olunan, fâsid bir tahakküm ve bâtıl bir nezâret ile vakıflara nâzır ve mütevelli olanlar olsun ve kısaca insanlardan hiçbir kimse için, bu vakıfları eksiltmek, bozmak, değiştirmek, tağyir ve tebdil eylemek, vakfı ihmal edip kendi haline bırakmak ve fonksiyonlarını ortadan kaldırmak asla helal değildir! Kim ki, bozuk teviller, hurafe ve dedikodudan öteye geçmeyen bâtıl gerekçelerle, bu vakfın şartlarından birini değiştirirse veya kanun ve kurallarından birini tağyir ederse; vakfın tebdili ve iptali için gayret gösterirse; vakfın ortadan kalkmasına veya maksadından ve gayesinden başka bir gayeye çevrilmesine kast ederse, vakfın temel hayır müesseselerinden birinin yerine başka bir kurum ikame eylemek (temel müesseselerden birinden taviz vermek) ve vakfın bölümlerinden birine itiraz etmek dilerse veya bu manada yapılacak değişiklik veya itirazlara yardımcı olur yahut yol gösterirse; veya şer’i şerife aykırı olarak vakıfta tasarruf etmeye azm eylerse, mesela şeriata ve vakfiyeye aykırı ferman, berat, tomar veya talik yazarsa veyahut tevliyet hakkı resmi yahut takrir hakkı resmi ve benzeri bir şey talep ederse, kısaca batıl tasarruflardan birini işler yahut bu tür tasarrufları tamamen geçersiz olan yazılı kayıtlara ve defterlere kaydeder ve bu tür haksız işlemlerini yalanlar yumağı olan hesaplarına ilhak ederse, açıkça büyük bir haramı işlemiş olur, günahı gerektiren bir fiili irtikâb eylemiş olur. Allah’ın, meleklerin ve bütün insanların la’neti üzerlerine olsun.“Ebeddiyyen Cehennemde kalsınlar, onların azapları asla hafifletilmesin ve onlara ebeddiyyen merhamet olunmasın. Kim bunları duyup gördükten sonra değiştirirse, vebali ve günahı bunu değiştirenlerin üzerine olsun. Hiç şüphe yok ki, Allah her şeyi işitir ve her şeyi bilir.”

Üzerimizde hâlâ Ayasofya‘dan dolayı Fatih Sultan Mehmed Han‘ın bedduası vardır öncelikle bunun ortadan kaldırılması hepimizin üzerine düşen tarihi ve vicdani bir görevdir.

Peygamber Efendimizin fatihini övdüğü İstanbul’u fetheden ve Ayasofya’yı camiye çeviren Fatih Sultan Mehmet Hân’ın vakfiyesini geçersiz kılmak ne kadar hakkaniyetlidir diye sormak isterim. Fethin sembolünü camii olmaktan çıkarırsanız fethi tartışılır hale getirirsiniz.

Devletler, ne savaşta ne de barış zamanlarında, şahıs mallarına ve vakıflara el koyamaz. Hatta vakıfların kuruluş şartlarını dâhi kolay kolay değiştiremez. Bugün Türkiye’de azınlıkların vakıf malları iade edilirken Ayasofya’nın boynu bükük bırakılması bizleri derinden yaralamaktadır.

Şehzade Abdulhamid Kayıhan Osmanoğlu…

You may also like...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Aşağıdaki kutucuğa uygun rakamı yazınız (Sayı İle) *

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.