​İstanbul’da bugün ayakta olan pek çok yapı Sultan Abdülhamid Han Hz. döneminden kalan yapılardır

22222

Cennet Mekân Sultan II.Abdülhamid Hân Hz. zamanında elbette ki sadece İstanbul’da değil Osmanlı ülkesinin pek çok yerinde önemli mimari yatırımlar yapılmaya başlanmıştır.

Osmanlı Devleti bozulan devlet düzeninden dolayı uzun bir süredir vergi toplamada sıkıntılar yaşamaktaydı. Osmanlı sınırları içerisinde devletin merkezi otoritesinin azalmasına bağlı olarak vergi toplamada yaşanan sıkıntılar Düyûn-u Umûmiye idaresinin kurulmasına bağlı olarak azalmış ve toplanan paralar bu yatırımların finansmanını sağlamada da kullanılmıştır.İstanbul’ un 19. yüzyıldan itibaren değişen çehresinde artık büyük anıtsal camiler yerine kışla binaları, boğazın kıyısında yükselen sahil saraylar, okul binaları, saat kuleleri ve yeni yönetim binaları mimari üslubu ile kendini göstermeye başlamıştır.İstanbul’da bugün ayakta olan pek çok yapının Sultan Abdülhamid döneminden kalan yapılar olduğu ve bu yapıların pek çoğunun hâlâ işlevselliğini koruduğu da bir gerçektir. Bir misal olması açısından bugün hâlâ hizmet veren Şişli Etfal Hastanesi,

Darülaceze binası, Haydarpaşa Liman ve Garı, İstanbul’un ve Türkiye’nin ilk modern rıhtımı olan ve 1895 yılında bitirilen Galata Rıhtımı ve 1898 yılıında kurulmuş olan Gülhane Askeri Tıp Akademisi, de Sultan II. Abdülhamid tarafından açılmış ve hâlâ ilk günkü gibi hizmet veren eserlerden bazılarıdır. Bu liste çok uzun olduğu için bunlardan sadece birkaç tanesi zikredilmiştir.

Ancak burada şu konuyu da zikretmek yerinde olacaktır. Yapılan bu binalar cumhuriyet döneminde alışık olduğumuz kamu binaları gibi estetik zevkten uzak soğuk ve halka mesafeli duran yapılar değildir. Aradan bu kadar zaman geçmesine rağmen her zevke hitap eden ve belirli bir üslup ile yapılmış çok zevkli ve estetik değeri yüksek yapılardır. Dönemin tanınmış ve en yetkin mimarları İstanbul’un yeni çehresine mimari üslupları ile derin izler bırakmıştır. Bu mimarlar arasında Levanten Alexandre Vallaury ve İtalyan Raimondo D’Aronco dikkat çekmektedir.

Bu dönemde inşa edilen Düyun-ı Umumiye binası, Müze-i Hümayun binaları, Sanayi-i Nefıse Mektebi, Osmanlı Bankası binası, Pera Palas, Tokatlıyan Oteli mimar Vallaury’in önemli eserleri arasındadır. 1897 yılında inşa edilen Tokatlıyan oteli hizmete girdiği dönemde  Pera Palas’tan sonra İstanbul’un en büyük oteliydi. 1950’lerde işhanı haline dönüştürülmek üzere maalesef tahrip edilmiştir. Günümüzde de bu özelliği ile devam etmektedir.

Şehzade Abdulhamid Kayıhan Osmanoğlu…

You may also like...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Aşağıdaki kutucuğa uygun rakamı yazınız (Sayı İle) *

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.